MEDİNE USULÜ İFTAR SOFRALARINDA BULUŞALIM
MEDİNE USULÜ İFTAR SOFRALARINDA BULUŞALIM Çumra Müftülüğü İlçe Vaizi Rumeysa Ağıl, bu haftaki köşe yazısında İlçe Müftülüğü tarafından bu yıl ilk kez uygulanan “Medine Usulü İftar” etkinliğini köşesine taşıdı. Medine usulü iftarının Ensar ile Muhacir arasında kurulan kardeşlik ruhunu taşıdığını dile getiren Ağıl, Tüm Çumralıları Medine usulü iftar sofralarında buluşarak; Ramazan’ın bereketini birlikte paylaşmaya, kardeşlik ruhunu inşa etmeye, , aynı duaya “âmin” demeye ve aynı lokmayı bölüşmeye davet etti. İşte Rumeysa Ağıl'ın yazısı:
MEDİNE USULÜ İFTAR GELENEĞİ VE KARDEŞLİK RUHU
Ramazan ayı, müminlerin sadece aç kalmayı tecrübe ettiği bir zaman dilimi değil; kalplerin birbirine yaklaştığı, sofraların genişlediği ve kardeşliğin somutlaştığı müstesna bir mevsimdir.
Bu mevsimin en güzel tezahürlerinden biri de “Medine usulü iftar” geleneğidir. Bu gelenek, köklerini doğrudan doğruya Asr-ı Saadet’ten, yani Medine’nin bereketli atmosferinden alır.
Medine, hicretle birlikte sadece bir şehir değil; iman, fedakârlık ve paylaşma üzerine inşa edilen bir kardeşlik yurdu olmuştur. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in rehberliğinde Ensar ile Muhacir arasında kurulan kardeşlik bağı, tarihte eşine az rastlanır bir dayanışma örneğidir. Ensar, evlerini, mallarını, sofralarını Muhacir kardeşlerine açmış; bu fedakârlık Kur’an-ı Kerim’de övgüyle anılmıştır: “Onlar, kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 9)
İşte Medine usulü iftarın ruhu tam da burada saklıdır: Kendin için istediğini kardeşin için de istemek, sofranı paylaşmak ve imkânını bölüşmek.
İftar Sofrası: Sadece Yemek Değil, Birliktir
Günümüzde Medine usulü iftar denildiğinde; cami avlularında, mahalle aralarında ya da geniş meydanlarda kurulan uzun ve mütevazı sofralar akla gelir. Herkesin aynı safta oturduğu, zenginin fakirle yan yana iftar açtığı bu sofralarda makam, mevki, statü erir; geriye sadece kulluk bilinci kalır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir oruçluya iftar ettirirse, onun sevabı kadar sevap alır; oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.” (Tirmizî, Savm, 82) Bu hadis, iftarın sadece bir ikram değil; büyük bir ibadet ve sevap vesilesi olduğunu açıkça göstermektedir.
Medine’de bugün dahi Mescid-i Nebevî’de hurma ve su ile açılan sade iftarlar, bu sünnetin canlı bir yansımasıdır. İhtişamdan uzak, gösterişten arınmış, samimiyetle yoğrulmuş bir paylaşım.. Aslında bize şunu hatırlatır: Ramazan lüks sofraların değil, muhabbetle dolu gönüllerin ayıdır.
Kardeşlik Ruhu Nasıl İnşa Edilir?
Kardeşlik, sadece aynı inancı paylaşmak değildir; aynı duayı etmek, aynı sofrada diz çökebilmek, aynı ezanı beklerken aynı heyecanı taşıyabilmektir. Medine usulü iftarlar bu ruhu diri tutar.
Bugün modern hayat insanı yalnızlaştırıyor. Apartman komşularımızın adını bilmeden yaşadığımız bir çağdayız. Oysa Ramazan, bizi yeniden birbirimize yaklaştırmak için bir fırsattır. Bir tas çorbayı paylaşmak, bir hurmayı bölüşmek, bir sofrada yan yana oturmak; kalpler arasındaki mesafeyi kısaltır.
Medine’de Ensar’ın yaptığı gibi, “Kardeşim açken ben nasıl tok olurum?” bilincini diri tutmak gerekir. İşte bu bilinç, zekâtın, fitrenin ve sadakanın da özüdür. İftar sofraları bu bilincin pratiğe döküldüğü, yaşandığı yerlerdir.
Gösterişten Uzak, Samimiyete Yakın
Medine usulü iftar geleneğinin en önemli yönlerinden biri sadeliktir. Sofrada belki sadece hurma, su, çorba ve ekmek vardır. Fakat o sofrada dua vardır, şükür vardır. Sadece mide değil, kalp de doyar.
Günümüzde Ramazan, bazen tüketim kültürünün gölgesinde anlam kaybına uğrayabiliyor. Oysa gerçek bereket; azla yetinmekte, çokça paylaşmakta ve gönül kazanmaktadır. Medine usulü iftar, bizi özümüze döndürür; ibadetin ruhunu hatırlatır.
Bir Davet İle: Sofranı Genişlet
Belki herkes büyük organizasyonlar yapamaz. Fakat herkes bir komşusunu davet edebilir. Bir öğrenciye iftar hazırlayabilir. Bir ihtiyaç sahibine gizlice erzak bırakabilir. Unutmayalım ki Ramazan, imkân değil niyet ayıdır.
Bu Ramazan’da hep beraber sofralarımızı genişletelim. Çocuklarımıza paylaşmanın güzelliğini öğretelim. Camilerimizin avlularında, mahallelerimizin sokaklarında Medine’nin kardeşlik iklimini yeniden soluyalım. Ümmet olma bilincini canlı tutalım. O sofralarda oturanlar sadece yemek yemez; aynı zamanda birbirlerinin yükünü hafifletir, dualarında birbirine yer açar, kalplerinde kardeşliğe kapı aralar.
Ramazan gelip geçecek. Fakat geriye bıraktığımız en kıymetli şey, paylaştığımız sofralar ve kazandığımız gönüller olacaktır.
Belki de bu yüzden en güzel iftar, en sade ve en samimi olandır. Ve en bereketli sofra, başkasına da yer açılandır.
Kıymetli okurlarım,
Geliniz, müftülüğümüz tarafından belirli camilerimizde düzenlenen Medine usulü iftar sofralarımızda buluşalım. Aynı sofrada kardeşliğimiz daim, gönüllerimiz bir olsun.
Ramazan’ın bereketini birlikte paylaşmak, aynı duaya “âmin” demek ve aynı lokmayı bölüşmek ümidiyle sizleri bekliyoruz.












Benzer Haberler
Polis Haftası'nda şehitler için mevlit okutuldu
18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ VE ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ KUTLANDI
BAŞKAN ERKOYUNCU ÇALIŞANLARLA BAYRAMLAŞTI
BAŞKAN AYDIN BAYRAM SEVİNCİNİ ÇUMRALILARLA YAŞADI
NİCE BAYRAMLARA…
SON İFTAR İÇERİÇUMRA’DA YAPILDI
MEHMET AKİF ERSOY ANILDI
KADİR GECESİ YOĞUN KATILIMLA İHYA EDİLDİ