BARDAĞIN DOLU TARAFI
İnsanların iki tür hayata bakışı var.
Bir kısmı kanaatkardır, şükürle bakar. Bir kısmı doyumsuzdur, yetinmeyi bilmez, hep daha fazla ister. Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, "insanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa ikinci vadiyi ister. Onun gözünü ancak toprak doyurur. " Daha fazla istemek, mevcutla yetinmemek fıtratımızda vardır. Bu fıtratla meleklerden farklıyız. Aksi halde dünyayı imar etmezdik, zenginler çalışıp yeni istihdam alanları üretmezdi.
İşte bu daha fazla isteme duygumuzu yönetip insanın hizmetine sunmak, varlığa kavuştukça şımarmamak, yaratılış gayemize uygun yaşamak Rabbimizin bizden istediği. Rabbimiz bize "melek gibi olun, etliye sütlüye karışmayın, karnınızı doyuracak kadar çalışın ve ileri gitmeyin" demiyor. Verdiğim kabiliyetleri insanlığın hizmetinde kullanın diyor. İçimizdeki nefis ve onu kamçılayan şeytan ise, varlığımızla övünmeyi, başkalarını ezmeyi ve sömürmeyi emreder. Ruh ve vicdanımız da "sadece sen yoksun, başkalarının da hakkı var" diye uyarır. Hayat boyu bu mücadele sürer gider. Vicdanımız kazanırsa erdemli bir hayatımız olur, Rabbimiz de yollarımızı açar. Rızkımızda bereket, evimizde sükunet olur. Ama nefis ve şeytana yenik düşersek, hep yok demeye, yok olmaya, ağlamaya, acınmaya devam ederiz ve hiçbir ortamda huzur duyamayız. Bugün bazılarının düştüğü çıkmaz sokak işte bu. Nefse ve şeytana yenik düşmek. Şükredecek çok sebep var çünkü. Başta sağlık, sonra iman, sonra insan olmak, önümüzde binbir nimet, hepsi şükür edecek sebeplerdir. Netice olarak bardağın dolu tarafına bakanlar şükreder, boş tarafını görenler hep ağlamaya ve şikayet etmeye devam ederler.











0 Yorum