BİR KAPIDAN ÇIKIP BİR DAHA DÖNEMEMEK..
Evden çıkıyor adam. Hanım, arabayı vizeye götürüp geleceğim diyor
Helalleşme var mı? Yok.
Vedalaşma var mı? Yok.
Çünkü insan, sabah evden çıkarken öleceğini düşünmüyor.
Bir süre sonra telefon çalıyor…
Ama bu sefer araç muayenesinden değil, morgdan haber geliyor.
Aile yıkılıyor, ocak sönüyor, çocuklar yetim kalıyor.
Ortada ne bir kavga var, ne bir husumet…
Sadece insanlıktan çıkmış bir tavır, hasta bir ruh, taşlaşmış bir kalp…
Anadolu’da eskiler ne derdi bilirsiniz:
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.
Ama biz ne yapıyoruz?
İnsanı, insanlığından bezdiriyoruz.
Bazı kurumlara giriyorsun, işinizin çözülmesi değil de mahşer yerine gelmişsin.
Öyle çalışanlar var ki,
üstten bakar, azarlamayı marifet sayar,
herkesi kendine muhtaç zanneder.
Vatandaşı müşteri değil, düşman gibi görür.
Eskiden köy odası vardı.
Muhtar, imam, öğretmen…
Bir işin varsa, Hele otur bir çay iç derlerdi.
Çözülmese bile gönlün alınırdı.
Şimdi ne oldu?
Bir masanın arkasına oturan, kendini padişah sanıyor.
Bir üniforma giyen, vicdanını askıya asıyor.
Bir önlük takan, merhameti çıkarıp dolaba koyuyor.
En son TÜVTÜRK’te yaşanan o acı olay…
Bir polis memuru görev başında can veriyor.
Sebep ne?
Bir anlık öfke, birikmiş kibir, tedavi edilmemiş bir ruh hastalığı.
Bakın, bunu açık açık söylemek lazım:
Ruh sağlığı bu işi kaldırmıyorsa,
insanla muhatap olamıyorsan,
öfkenle baş edemiyorsan
o koltukta oturmayacaksın kardeşim.
Hemşire olmuşsun ama merhamet yok.
Doktor olmuşsun ama sabır yok.
Polis olmuşsun ama adalet yok.
Memur olmuşsun ama edep yok.
İmam olmuşsun hazım yok.
Kimse sizi zorla çalıştırmıyor.
Bu milletin duası da bedduası da ağırdır.
İnsanların canı, sabrı, onuru sizin deneme tahtanız değildir.
Eskiler, Bir insanı incitmek Kâbe’yi yıkmak gibidir derdi.
Biz şimdi bir imzayla, bir sözle, bir bakışla
insanları hayattan soğutuyoruz.
Unutmayın…
Herkesin bir sınırı vardır.
Bazen bir söz,
bazen bir bakış,
bazen de bir küçümseme
geri dönüşü olmayan felaketlere yol açar.
Devlet kapısı merhamet kapısıdır.
Hastane şifa yeridir.
Karakol güven yeridir.
Eğer bu yükü taşıyamıyorsanız,
ne kendinize yazık edin
ne de masum insanların canına.
Çünkü bu dünya,
sabah çıkıp akşam dönülemeyen
iki kapılı bir handır.
Ve kapıdan çıkarken
kimsenin cebinde kefen yoktur.











0 Yorum