Telefon
WhatsApp
ÇIĞIR AÇAN ÇUMRALILAR...
300 X 250 Reklam Alanı

Yazıma 'Çumra'da İz Bırakanlar' başlığını atmak istemiştim ama Sedat hocamla özdeşleşmiş bir başlık olduğunu hatırlayınca vazgeçtim. Aklıma çığır açanlar geliverdi; yürümenin zor olduğu koşullarda ardı sıra geleceklere yol açanları tarif ettiği için ben de bu başlığı kullanmayı tercih ettim. İnşallah bize ayrılan köşede bugün yaptığımız gibi, Çumra’dan çıkmış değerli insanlarımız hakkında yazacaklarımız olacak. Bu topraklara imzasını atmak, mühür vurmak anlamına gelecek işler başarmış nice kahramanlarımız var. Onları, bugünün yaşayanları ve gelecek nesillerin tanıması için yazmak gerektiğine inanıyorum...

Bir işi, mesleği tarif etmek için o işi en iyi bilen ve icra edene 'pir' olarak bakarız biz. Türk halk kültüründe tek bir kelimeye sığdırılan derin ifadeler vardır. Bir işe önderlik eden insanları o mesleğin piri olarak tarif ederiz.

Kâğıt sektörünün piri Konya'da kim olabilir diye bir soru gelse, tanıyanların tereddütsüz Durmuş Ergün diyeceğinden emin olduğum bir büyüğüm hakkında düşüncelerimi yazmak istiyorum bugün değerli dostlar. Yakın zamanda, Çumra Kültür Sanat Grubumuzdan birkaç arkadaşımızla kendi iş yerinde ziyaret ettik Durmuş ağabeyimizi. Sadik Gökce, eşi Anuş Hanım, Zeki Türker başkanım, Elife Mısral Hanım ve Metin Eren'in de eşlik ettiği grubumuzla misafiri olduk...

Çumra'nın bugün yaşayan en kıymetli kaynak kişileri arasında gördüğüm çok özel bir değer Durmuş Ergün. Keşke çok önceden tanısaydım dediğim, memleket sevdalısı birikimli bir kültür adamı olarak öğreneceğim çok şey var ondan.

Çumra'nın 1950'li yıllarından itibaren günümüze kadar kat ettiği yolu, sosyal dokuyu ve ilk kuruluş öyküleri üzerine yazılan ve söylenenleri bu kadar güzel tahlil eden kaç kişi vardır bilmem ama daha dün gibi çocukluk anılarını anlatırken o günleri yaşıyor gibiydi. Aynı mahallede komşu oldukları için ortak mekân ve ortak duyguların tesiri ile Metin Eren'le Durmuş ağabeyin duyguları zirveye taşıyan sohbetinde, Bardakçı mahallesinde geziyor gibiydik. Çamur deryası toprak yollarda, evlerde su şebekesinin olmadığı, kuyulardan su çekildiği, her gün Bardakçı ve İzzet Bey mahallesinden çobanların önüne katılan iki sığır sürüsünü kırlarda otlattığı günleri anlatırken zihnimde bir şehirden çok büyük bir köy veya kasaba canlanır gibiydi. Durmuş Ergün, zamanın tanığı olarak bize eski Çumra günlerini anlatırken, ona hem yaşça yakın hem ortak anıları olan Zeki Türker Başkanla Metin Eren de muhabbete katkıda bulunuyorlardı. Elinde bir kovayla, tozlu yollarda sığır sürelerinin ardında kışlık yakacak temin etmek için ineklerin dışkılarını toplayan kadınların telaşını anlatırken, aynı manzaraları yaşadığım köyümdeki kadınların kızların sığır gübresi toplama yarışı geldi gözümün önüne. Yapma dedikleri, nemli sığır dışkılarını demir yuvarlak bir kasnağa basılarak çiğnenir, kalıplar halinde güneşte kurutulan doğal yakıt üretilirdi yazın. Geniş avlu duvarlarına elle şekil verilip yapıştırılan daha küçük boyda yaş gübre de aynı şekilde yakacak olarak kurutulduktan sonra örtme denilen depolara istiflenirdi. Kışlık odun sobaları, deyim yerindeyse kudururdu iyice kurumuş yapma veya tezekle doldurulduğunda. Daha önceleri yaşlılardan dinlediğim, Çumra hatıralarında eskiden kesmik, kemre ve yapma ile ısınma teknikleri ile bugün hayatımıza giren doğalgazlı yaşamı karşılaştıra bilirsiniz. Her bacadan yoğun dumanların çıktığı Ilgın kömürü yakılan günleri de hatırlıyorum bu arada, kış önünde müthiş bir telaş başlardı sokak aralarında, odun biçen el hızarı motor sesleriyle inlerdi ortalık...

Gaz deposu olarak şimdiki otogarın olduğu bölgenin, hayati öneme sahip jeneratörlerin insanların o günkü imkanlar dahilinde nasıl bir hayat sürdüğünü anlatırken ben de köyümde gaz lambasının ışığında ders çalıştığım günlerimi hatırlıyordum. Çumra'da ilk asfalt yolun değerini, ilk sinemalı günlerin sosyal hayattaki yankılarını, gençlik anılarını film izler gibi dinliyor zihnime kayıt yapıyordum. Yine Çumra'da ilk üç traktörden birinin sahibi bizdik diyen Durmuş Ergün ağabey; gazla çalışan devasa boyutta ve çok güçlü ilk Amerikan malı Gara Fordson demişti yanlış hatırlamıyorsam, günlük sekiz teneke gazyağı tüketirdi demişti. Stop çubuğunu çektikten sonra 15 dakika daha kendi kendine çalıştıktan sonra dururdu deyişi çok ilgimizi çekmişti. Büyük gaz deposu ile küçük boy karbüratöre yakıt sağlayan hazne arasında bir hortum tarif etmiş; ikisi arasındaki bağlantıyı kesen stop çubuğunu çektikten sonra o haznede kalan yakıtı da bitirmeden stop etmezmiş Fordsonlar. Bize sattıktan kısa bir süre sonra ilk dizel motorları sürdüler piyasaya diye de ilave etmişti. Tüm Çumra'nın; Bardakçı ve İzzetbey mahallesinden teşekkül ettiği günleri gözümüzün önüne getiriyordu. Alemdar yolunun sağlı sollu, boştu her taraf, çok tarlamız vardı akşama kadar çift sürer, koyun kuzu güderdik dediği yerlerde şimdi kaç mahallesi var Çumra'nın bakalım... Yeraltı sularının coştuğu, her yerde sokaklarında çukur yerlerin su birikintileriyle gölete benzer görüntüler arz ettiği Çumra manzaraları anlatırken doğal hayatın her safhasını, nimetinden külfetine bir belgesel çekimi gibi sunuyordu... Sorularımızla hem Çumra'nın geçmişini hem kağıt sektörüne yolculuğun nasıl başladığını öğrenmeye çalışıyorduk. Ailenin yüksek tahsil yapan ilk ferdi olarak yolu Eskişehir Anadolu Üniversitesine çıkan Durmuş Ergün; İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini bitirir. Eskişehir'e damgasını vuran duayen Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen'in ilk öğrencileri arasında yer alan Durmuş Ergün Çumra’da henüz çalışma hayatıyla ilgili bir planının olmadığı günlerde ailesinin tarım ve hayvancılık faaliyetiyle meşguldür. Samimi arkadaşlarından biri iş başvurusu yaptığı İzmit SEKA’dan davet aldığını, yol arkadaşı olarak İzmit'e beraber gidelim, hem gezelim dediğinde onu kâğıt sektörüne götüren adımları atma vakti gelmiştir, kendi anlatımıyla: "Anamdan 100 lira harçlık alıp arkadaşımla yola çıktığımda, hayatımı değiştiren kararlar alacağım aklımın ucundan bile geçmiyordu. Beraber gittiğimiz SEKA’nın iş görüşmeleri yapılan salonunda adaylara form doldurtan yetkili bana da bir form uzatmıştı. Ben iş baş vurusu yapmadığımı, daha doğrusu iş aramadığımı söylediğimde; sen üniversite mezunu değil misin? İhtiyaç var doldur formu istersen deyince, kararsızım ama doldurayım bakalım dedim içimden ve başvurumu yapmış oldum. O zamanlar üniversite bitirenlerin hemen iş bulduğu devirlerdi hem ben hem arkadaşım işe başlamak üzereyken arkadaşıma daha iyi bir teklifle müfettiş olarak görev yapacağı başka bir iş baş vurusuna biz oradayken olumlu cevap gelince o gitti ben İzmit'te kaldım.

Önce kızdım ama sonra hak verdim kendisine; zorlu bir üç aylık intibak döneminden sonra hem işime hem ortama alışmış, işe dört elle sarılmaya başlamıştım. SEKA’nın ARGE başta olmak üzere çok önemli değişik birimlerinde görev yaparak kendimizi geliştirip aranan teknik eleman ve yönetim kadrolarında iyi yerlere gelmiştik. İşimi çok sever hale gelmiştim. Selülozlu, lifli her bitkiden kâğıdın ham maddesinin nasıl üretildiği yüksek teknolojilerin nasıl işlediğini öğreniyor, kâğıda hükmeden bir seviyeye doğru ilerliyorum. Deneyimli, en verimli çağımı yaşarken memleketim İçeri Çumra'da kâğıt torba üretecek bir fabrikanın temeli atılmıştı. Özel sektör yatırımı bir fabrikada yeni bir işte çalışmak nasıl olur derken, Işıklar Holding’den iyi bir teklif alınca istifa edip kendi memleketimde işin başına geçmiştim. Çok kârlı, memleketimize hem katma değer hem istihdam sağlayan bu fabrikanın alt yapısı ve teşkilatlanmasında çok yoğun emeğim vardır ama karşılığını da her alanda aldığımız altın yumurtlayan bir tavuktur İçeri Çumra'daki Kâğıt fabrikası. Zeki Sayıcı başkanımın deyimiyle darphane gibi çalışan bir kurumdan memlekete çok döviz kazandırdık.

Rahmetli Vali Kemal Katıtaş döneminde fabrikamızın Konya’nın döviz getiren en önemli teşebbüsü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Mersin limanından ihracat yaptığımız dönemde yurt dışına mal satıyor ama limandaki aşırı yük ve yoğunluk sebebiyle seri şekilde ihracatımızı gerçekleştiremiyorduk. Yeni bir yatırım hamlesiyle sevki hızlandırmak için Mersin'in ilçelerinden birinde yaşadığım bir sıkıntıyı Mersin Valisi ile görüşüp aşmama yardım etmişti. Konya’nın en önemli ihracatçısı diye adımı vererek beni onore eden merhum Kemal Katıtaş çok vatansever bir devlet adamıydı, ruhu şad olsun...

Bu başarılar bizi sektörde öyle bir yerlere getirdi ki, bu alanda mütevazı olmayacağım kâğıt sektörünün ister duayeni deyin, ister efendisi, kendimizi zirvede bulduktan sonra ayrılıp kendi işimizi kurduk. Şimdi kendi aile şirketimi, üretim yaptığımız fabrikamı yönetiyorum. Tam burada, en önemli yatırımım diyebileceğim, yeni bir saha açmaya çalıştığımız kâğıt meyve viyolu olarak tarif edebileceğim bir işe soyunduk. Avrupa Birliği ülkeleri bildiğiniz üzere tüm ithalat ve ihracatını yaptığı ürünlerde insan sağlığını ön planda tutmaktadır. Sık sık kurallarını, yönetmeliklerini değiştirip yeni şartlar getirmekteler. Son yıllarda özellikle yaş meyve ve sebzelerin plastik ambalaj ve viyollerle temasını kesip kâğıt viyollerle sevkine izin verip, plastiklere yasak getirdiler. Bizim ihracat yapan firmalarımız meyve ile plastik yuva arasına tek tek kâğıt yerleştirerek çözüm bulmaya çalışsa da bu iş hem maliyeti hem zaman israfını artırdığı için sıkıntı büyük. Kâğıt meyve viyolu yapmak hem tasarımı

hem uygulamaya geçmesi tam bir uzmanlık ve profesyonellik isteyen teknik bir iş. Her babayiğidin harcı değil bu, kâğıda ruhunu verecek, hükmedecek insan lazım bize diyen ihracatçılar çaldı kapımızı. Özellikle Bursa yöresinden siyah incir ihracatı yapan firmalar çok istekli bu işte. Üzerinde çalışmaya başladık ve ilk prototiplerini yaptığımız kâğıt viyollerimiz müthiş ilgi gördü. Çeri domates için bile viyoller tasarladığımız çalışmalar son aşamaya geldi ve üretim aşamasında şu an. Dünyada bu işi yapan iki ülke var şu an, büyük firmalar bunlar, bir de biz varız. Biz onlara göre küçük firmayız ama başka yapa bilen çıkmadı henüz"

Heyecan dolu bu sohbeti soluksuz dinlediğimi tahmin edersiniz. Gurur duydum, memleketimizden çıkmış bir girişimci olarak Durmuş Ergün ağabey göğsümüzü kabarttı. Gerçekten kâğıda gönlünü ve ruhunu vermiş bir otoriteyi dinleyip kayıt altına almak demek, tarihe not düşmek demekti. Bize nasip olduğu için hem kendim hem kültür sanat grubumuz adına çok mutlu oldum. Bugün 'Kamsan Kâğıt Karton Sebze ve Meyve Ambalajları' Firmasının sahibi Durmuş ağabeyimizin Allah yolunu açık etsin. Onun başarısı bizim başarımız, Çumra’mızın başarısı demektir. Ülkenin bu sektördeki durumunu engin tecrübe ve deneyimleri ile değerlendirdiği zaman anladım ki; eğer böyle değerlere sahip çıkıp teşvik ve desteklerle rekabet güçlerini artırmaz isek çağı ıskaladık demektir. Bize çığır açan nice Durmuş Ergünler gerek dilek ve temennisiyle, kendisini ve şahsında ülkemiz için taş üstüne taş koyan herkesi minnet ve şükranla anacağız...

20 Ocak 2024

Mustafa Yavuz ÇOLAK

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

300 X 250 Reklam Alanı

Puan Durumu

Takım OM G M P
1 GS  Galatasaray 36 32 1 99
2 FB  Fenerbahçe 36 29 1 93
3 TS  Trabzonspor 36 19 13 61
4 İBFK  Başakşehir 36 17 12 58
5 BJK  Beşiktaş 36 16 13 55
6 KSM  Kasımpaşa 36 15 14 52
7 SVS  Sivasspor 37 13 12 51
8 ALNY  Alanyaspor 36 12 10 50
9 ÇRZ  Ç.Rizespor 36 14 15 49
10 ANT  Antalyaspor 37 12 13 48
11 ADS  Adana Demir. 37 10 13 44
12 SAMS  Samsunspor 36 11 16 42
13 KYS  Kayserispor 36 11 14 41
14 KON  Konyaspor 36 9 14 40
15 MKE  Ankaragücü 36 8 13 39
16 GFK  Gaziantep FK 36 10 18 38
17 FKGK  Karagümrük 36 9 17 37
18 HTY  Hatayspor 36 8 15 37
19 PNDK  Pendikspor 36 9 18 36
20 İST  İstanbulspor 37 4 26 16

Reklam

Çumra Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği