EZBER BOZMAK DENİNCE!
Yıllar süren spor kulübü yöneticiliğim oldu.
Türk Gençlerine gücüm oranında katkı vermeye çalıştım. Ancak, son yıllarda özellikle futboldan soğudum. Futbol maçı falan seyretmiyorum. Bununla birlikte taraftarı olduğumuz Konya Spora başarılar diliyorum.
Süper lige çıkan Erzurum Sporu ve birinci Lige çıkan
Bursa Sporu canı gönülden kutluyorum. Sözde üç büyükleri değil de duruşu olan ezber bozan Trabzon Sporu ‘da kutluyorum..
*
“Ezberi bozmak” Medyada son günlerde en çok kullanılan cümle oldu.
O zaman ezber ne demektir? Sorusunu kendimize sormakla sohbetimize başlayalım mı?
Ezber: Bir sözü, bir metni kitaba bakmadan aynen tekrar edebilecek şekilde zihinde tutma, hıfzetme! Diye tanımlanıyor.
Bir yazıya bakmadan, bir kimsenin yardımı olmadan aynen tekrarlayacak şekilde zihne yerleştirmek.
Akılda kalacak kadar çok okumak veya çok dinlemek.
Ezbere konuşmak: Aslını incelemeden, gelişigüzel güzel, rasgele konuşmak.
Ezberci: Ders çalışmayı anlamaya değil, ezberlemeye dayandıran, derdini anlayarak değil çok çalışıp ezberleyerek kelime kelime tekrarlayan öğrencidir.
Ezbercilik: Ezberci olma hali, anlayarak, kavrayarak değil ezberleyerek aynen tekrarlama durumu.
Ezberlenmek: Aynen tekrarlanacak şekilde zihinlere yerleştirilmesi.
Ezberletmek: Ezberlenmesi sağlamak.
Ezber bozmak: Birinin sahip olduğu önceki düşüncenin yanlış olduğunu göstermektir.
Ezberi bozulmak: Yıllardır doğru bildiklerinin yanlış olduğunu öğrenmektir.
Ben ezber bozmak denilince aklıma ilkokul yıllarım gelir.
Bizim sınıfın en disiplinli en çalışkanı ve en ezbercisi saygı duyduğum sınıf arkadaşım vardı. Özellikle sosyal bilgiler dersinde tarihi satır satır ezberlerdi. Öğretmenimiz Osman Özkan;
--- Çaldıran Savaşını anlat kızım! Der demez. Ezberci arkadaşımız sınıfın duvarında gözünü bir noktada adeta dondurur makineli tüfek gibi dır dır anlatırdı.
Bu arada benim muzipliğim tutardı. Hemen sıranın üstüne çıkar gözünü dondurduğu yahut sabitlediği yeri elimle kapatırdım. Arkadaşın dikkati dağılırdı. Ne söyleyeceğini unuturdu.;
--- Yıldız benim ezberimi bozdun! Diye bana bağırırdı. Öğretmenimiz bu şekilde çalışmanın yararlı olmayacağını ifade ederek bizi uyarır. Beni de sıranın üstüne çıkmamın yanlış olduğunu söyleyerek. Cezalandırırdı.
Doğruları söylerken veya anlatırken muhakkak belli üslup, nezaket çerçevesinde yapmamız gerektiğini söylemeyi unutmazdı. Sevgili öğretmenim Osman Özkan anmışken rahmetle anıyor ve Fatiha yolluyorum.
Ben gerçekten böylesi anlamadan beyninde anlamlandırmadan dırdır ezberlemeye ta o zamandan karşıyım. Kardeşim konuyu anlamadan idrak etmeden ezberlemekten yararımız olur mu?
Bu demek değildir ki, ezber yapmayalım. Ezber yapılacak, her an ihtiyacımız olan maddi ve manevi ezberlerimiz olacaktır. Bu ezberler bizim olmazsa olmazlarımızdır.
Kuranı Kerim ezberleyen hafızlarımız ve namazda okuduğumuz sureler, Hadisi Şerifler olmazsa olmaz konumundadır.
Benim söylemek istediğim dünyevi yaptırımların getirdiği doktrinler ve benzeri ideolojilere saplanıp kalmamız saplantı içerisinden yanlış olduğunu bile bile çıkmamağın adı ezberden okumaktır.
Dahası yukarıda tanımladığım üzere yanlış olduğunu gördüğün anda yanlıştan dönmek en güzelidir.
Ancak, yanlışımızı gösterenler üslup, nezaket içerisinde olmalıdır. Kırmadan, karşısındakini kuru kuruya inatlaştırmadan ezberini bozmalıyız. Maneviyatını, gururunu inciterek değil, öyle değil mi?
“Yanlış üslup doğru sözün celladıdır. Nasıl söylediğin ne söylediğinden çok önemlidir.”
Saplantılardan, önyargıdan, kuru kuruya inattan vazgeçerek yalnız ve yalnız Cenabı Allah’ın razı olduğu hal üzere çalışmak, yaşamak ve yaşanılır ortamlarda olmak dileğiyle ezberimiz bozalım!
Yoksa kutsi değerlerimizi baltalamanın, yok saymanın adını ezber bozmak koyarak hiçbir yere varamayız.










0 Yorum