GENÇLİĞİMİZİ UYUŞTURUCUDAN KORUYALIM
Değerli dostlar; Hepimiz biliyoruz ki, insan hayatı Allah’ın bize verdiği en büyük nimetlerden biridir.
Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın... (Bakara, 2/195)
Son zamanlarda toplumumuzun özellikle de gençlerimizin en büyük tehditlerinden biri olan uyuşturucu maddeler, işte bu tehlikelerin başında gelmektedir. Nice gençlerimiz, başta “bir kereden bir şey olmaz” diyerek çıktıkları bu yolda, hem dünya hayatlarını hem de ahiretlerini mahvetmektedir.
Dostlar;
Bugün ot toz hap hup madde keyif verici diye süslenerek pazarlanan bu zehirler, ne yazık ki sokaklarımızda, okullarımızda, hatta bazen evlerimizin eşiğinde gençlerimizin karşısına çıkmaktadır. Bunların ardında ise para kazanmak uğruna binlerce gencin hayatını karartan karanlık eller vardır. Bu maddelerin kullanımı, cinayetlere, hırsızlıklara, aile içi şiddete, hatta anne-baba katline kadar giden korkunç sonuçlara sebep olmaktadır.
Bir gencimiz geçen ay sadece 50 liralık bir madde uğruna annesini dövdü. Bir başka genç, ailesinin takılarını çalıp satmak zorunda kaldı, çünkü vücudu artık zehir istemekteydi. Bir anne gözyaşları içinde şöyle diyordu: “Oğlumun yüzüne baktığımda artık tanıyamıyorum, uyuşturucu onu bizden aldı.”
Kardeşlerim;
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki:
Sarhoş edici her şey haramdır." (Müslim, Eşribe 73)
Uyuşturucu maddeler de tıpkı alkol gibi, aklı devre dışı bırakan, kişiyi nefsine köle eden haramlardandır. Akıl, insanı insan yapan en büyük nimettir. Aklını yitiren insan, dininden, iffetten, merhametten uzaklaşır. Uyuşturucu bağımlılığı da kişiyi bu noktaya sürüklemektedir.
Genç kardeşim!
Ne olur, bu zehre elini sürme. Sadece kullanan değil, satan, aracılık eden, teşvik eden de büyük bir vebalin altındadır. Allah Resulü şöyle buyurur:
İnsanı öldüren şeyin cezası, cehennemde ebedi kalmaktır.” (Buhârî, Diyat 6)
Uyuşturucu da yavaş yavaş öldürür. Hem bedeni hem ruhu öldürür. Hem bu dünyayı hem öteki dünyayı harap eder.
Dostlar!
Toplum olarak da bu konuda hepimize görev düşmektedir. Bir gençte bu tehlikeyi fark ediyorsak, görmezden gelmeyelim. Onu bir psikoloğa, bir uzman hekime yönlendirelim. Aileler çocuklarıyla daha çok vakit geçirmeli, dostlarını tanımalı, nerelerde zaman geçirdiklerini bilmelidir.
Camilerimiz, gençlerin sığınacağı liman olmalıdır. Gençleri camilerde görmekten mutluluk duymalı, onları yargılamak yerine sevmeliyiz. Unutmayalım, kurtarılan her genç, kazanılan bir ömürdür.
Yazımızı Peygamber Efendimiz’in şu güzel duasıyla bitiriyorum:
Rabbim, başta gençlerimiz olmak üzere tüm ümmeti Muhammed’i bu büyük beladan muhafaza eylesin. Aileleri evlat acısıyla sınamasın. Bizlere göz aydınlığı olacak salih nesiller nasip eylesin.









0 Yorum