KURAKLIK MI BİTTİ, YOKSA BİZ Mİ UYANDIK?
AZİZ OKUYUCULARIM, Şu dünyada garip işler oluyor. Dün kuraklık geliyor, su bitecek, felaket kapıda diye korkutulan insanlar, bugün gökyüzüne bakıp yağmurun bereketine şahit oluyor. Hani nerede o büyük kuraklık? Hani susuz kalacaktık? Hani dünya yanıp kavrulacaktı?
Bakın, Anadolu insanı saf değildir. Sabırlıdır, bekler… Ama gördüğünü de unutmaz.
Bir taraftan yıllarca iklim krizi diye diye insanların içine korku salındı. Tarlada çalışan çiftçi endişelendi, hayvanına su arayan çoban düşündü, şehirde yaşayan bile yarın ne olacak diye iç geçirdi. Ama ne oldu? Allah’ın takdiri tecelli etti. Yağmur yağdı, toprak dirildi, umut yeniden yeşerdi.
Şimdi insan sormadan edemiyor: Biz mi fazla korktuk, yoksa bize fazla mı korku verildi?
Kardeşlerim…
Bizim inancımızda rızkın da, yağmurun da, kuraklığın da sahibi Allah’tır. O isterse bir damlayla toprağı diriltir, isterse bolluk içinde bile darlık yaşatır. Ama biz ne yaptık? Gözümüzü göğe değil, kulağımızı sürekli korku yayanlara verdik.
Anadolu’nun bir sözü vardır: Yağmur yağarsa rahmet, yağmazsa hikmet vardır.
Yani her işte bir hikmet vardır. Ama biz hikmeti unutup korkuya sarıldık.
Bir de şu var aziz dostlar,
Dünya büyük bir imtihan yeri. Savaşlar, krizler, korkular, Hepsi birer sınav. Ama bu sınavda en büyük hatamız, aklımızı ve kalbimizi başkalarının yönlendirmesine teslim etmek oluyor.
Bizim yolumuz bellidir: Hakka dayanır, halka güven verir, Allah’a tevekkül ederiz.
Bugün yağmur yağıyorsa şükrederiz. Yarın kuraklık olursa sabrederiz. Ama hiçbir zaman umudumuzu kaybetmeyiz.
Çünkü biliriz ki; Bu toprağın sahibi de, bu göğün sahibi de Allah’tır.
Geliniz dostlar… Korkularla değil, imanla bakalım hayata. Dedikoduyla değil, hakikatle yürüyelim. Ve en önemlisi… Her şartta Rabbimize sığınmayı unutmayalım.
Selam ve dua ile…











0 Yorum