Telefon
WhatsApp
MİLLETİMİZİN HOŞGÖRÜSÜ MEVLANA’DAN GELİR
300 X 250 Reklam Alanı

     Hoşgörü, müsamaha ve tolerans birbirinin müteradifi olan, aynı anlamda kullanılan sözcükler. Hoşgörü, karşımızdaki insanı olduğu gibi kabul etmek, dinine, inancına, fikrine ve görüşüne saygı duymaktır.

    Hoşgörü denince  Mevlana’mız akla gelir. Bu millet, “Gel, Ne olursan ol yine gel!” diyen Mevlana’nın torunudur.

     Müslümanın iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak gibi bir görevi vardır. Ancak bu görev, zor kullanarak, cebir göstererek değil, anlatarak, izah ederek, örnek olarak, dinleyerek ve saygı duyarak yerine getirilir. Peygamberimizin, sahabelerin ve atalarımızın İslam’ı tebliğ metodu budur. İslam’ın cihat anlayışında zulüm, cebir ve şiddet yoktur. Cihat, İslam’ın ve müslümanların izzetini korumak, Hak Dinin hor ve hakir görülmesini önlemek ve savunmak için yapılır.  İslam tarihinde cihat adı altında savunmasız ve silahsız insanlar öldürülmemiş, kiliseler ve havralar basılmamış ve kapatılmamıştır.

     Atalarımız fethettikleri topraklarda yaşayan Gayr-i Müslimlere karşı zor ve cebir kullanmamışlar, dinlerinde özgür bırakmışlar, kiliselerin ve havraların camilerle birlikte var olmasına, yaşamasına yardımcı olmuşlardır. O yüzden Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde bizden önce yurt tutup yaşayan Ermenileri yerlerinden ve köylerinden çıkarmayan atalarımız,, asırlarca aramızda, yanımızda komşumuz olarak yaşamalarını temin etmiştir. Yine atalarımız, Anadolu’nun yerlisi olan Rumları, bu topraklardan söküp atmamış, zorla İslam’a girmelerini sağlamamış, gönüllerince dinlerini yaşamalarına imkan vermiştir. Hatta Selçuklu Sultanları Rum tekfurlarının düğünlerine hediyeler götürmüş, onların ibadethanelerinin yapımına yardımcı olmuştur. Rum ve Ermenilerle bu topraklarda öyle komşuluk ilişkilerimiz olmuş ki, onlar bizim oruçlu olduğumuz Ramazan aylarında yanımızda yemek yememişler, bizler hayvanlarımızı otlatmak için yaylalara çıktığımızda evlerimizi Rum ve Ermeni komşularımıza emanet etmişiz.

      Anadolu topraklarına uzak diyarlardan gelip buralarda asırlarca tutunabilmişsek, Rum ve Ermenilere karşı hoşgörümüzle olmuştur. Tarih boyunca Türk milleti birçok kavimlerle karşılaşmış, karışmış ve birlikte yaşamıştır. Bu birlikte yaşamımız, hoşgörü kültürümüzü geliştirmiş, bizi hoşgörülü bir millet kılmıştır.

     Avrupa’da Viyana’ya kadar gidip oralarda dört yüz yıldan fazla kalmışsak, yine hoşgörümüzden dolayı olmuştur. Asırlarca Avrupa kıtasında kalmamıza rağmen, oradaki Hıristiyan ahaliye dokunmadık, kiliselerin yaşamasına fırsat verdik, dillerini konuşmalarına engel olmadık. Avrupa kıtasında hoşgörümüz ve adaletimiz bizi dört yüz yıl tuttu. Bizanslılar, Yunanlılar, Sırplar ve Boşnaklar, kendi dindaş ve soydaşlarının baskıcı ve zalimce idaresine karşı, bizim adaletli ve hoşgörülü idaremizi tercih ettiler. Birçoğu da müslüman oldular, bugün onlar evlad-ı fatihan olarak o toprakların bekçiliğini yapmaktadırlar.

      Bir de Avrupalı Hıristiyan ahalisinin hoşgörü anlayışına bakalım: İspanyada yedi yüz seneden fazla hüküm süren Endülüs Emevi İslam Devletinden bugün bir tek Müslüman kalmamıştır. Yönetimi eline geçiren Hıristiyanlar önce müslümanların kökünü kazımışlar, daha sonra Yahudileri sürüp çıkarmışlardır. Almanlar da daha ikinci dünya savaşı yıllarında binlerce Yahudiyi öldürmüş, gaz odalarında yakmış ve sürgün etmiştir. Bizim tarihimizde bu şekilde hoşgörüsüzlük örnekleri yoktur. Ama merhamet, iyilik, dayanışma örnekleri çoktur. İsrail’in yaptığı Gazze katliamı da başka bir hoşgörüsüzlük örneğidir. İşte o hoşgörüsüzlük, İsrail’i zulme ve adaletsizliğe sürükledi, binlerce çocuğun katline dünya seyirci kaldı.

        Bugünlerde Türk’ün hoşgörü anlayışına dünya ne kadar muhtaç. Avrupalının bir Mevlana’sı yok ki, hoşgörüyü öğrensinler. Anadolu toprakları tarım için nasıl münbit ise, hoşgörülü insan yetişmesi noktasında da verimli ve bereketlidir. Devlet ve millet olarak görevimiz, tarihimizdeki hoşgörü örneklerini günümüze taşımak, yeni nesli hoşgörülü bir nesil olarak yetiştirmektir. Gençliğimizi şoven duygulardan uzak tutmalı, bir imparatorluk bakiyesi olduğumuzu unutmamalıyız.

 

 

 

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!