Telefon
WhatsApp
ON BİR AYIN SULTANI, KUTLU MİSAFİR; HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN
300 X 250 Reklam Alanı

Her yıl takvimler hilali gösterdiğinde gönlümüzün kapısını çalan bir misafir gelir: Ramazan-ı Şerif. O, sıradan bir zaman dilimi değil; kalbi olanın nabzını değiştiren, evi olanın bereketini artıran, dili olanın duasını çoğaltan ilahî bir mevsimdir. Hoş geldin! On bir ayın sultanı, başımızın tacı, gönüllerimizin ilacı…

Bu haftaki yazımızda; Kutlu misafirimiz Ramazan Ayı ve Ramazana kıymet kazandıran değerler konusunda hasbihal edelim istiyorum.

Ramazan nedir? Ramazan sizin eve uğradı mı? Geçerken şöyle bir uğradı mı? gelmişken biraz kalayım mı? dedi…

Ramazan sadece aç kalmak mıdır? Elbette hayır. Kur’ân-ı Kerîm bu ayı şöyle tanıtır: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu ve yanlışı ayırt edici olarak Kur’an’ın indirildiği aydır…” (Bakara 2/185). Bu ay, gökten yere rahmet köprüsünün kurulduğu aydır. Peygamber Efendimiz s.a.v. “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır” buyurur (Buhârî, Müslim). Demek ki Ramazan, bir arınma ve yeniden doğuş davetidir.

Bir mümin için Ramazan ne ifade eder? Her şeyden önce muhasebe… On bir ayın yorgunluğundan silkinip kalbi temizleme fırsatı. Dünya telaşında kirlenen niyetleri durulama vakti. Ramazan, insana “Nereye gidiyorsun?” sorusunu sorar. Gün boyu susuz kalırken aslında nefsin dizginlenir. Zira açlık, midenin değil, benliğin terbiyesidir.

“Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” derler… Bu misafir ne umuyorsa onu bulmalı, zira geçen yıl aramızda olan yakınlarımız bu yıl bu misafirle müşerref olamadılar, yani önümüzdeki Ramazana kim ölee kim kala. Dolayısıyla son defa bu kutlu misafire ev sahipliği yapıyormuş gibi hassas olmalıyız.

Ramazan’ı israf sofralarına, gösterişli ikramlara kurban etmemeli. Ramazan, lüksle değil, huşû ile güzeldir. O, azla yetinip çok şükretme ayıdır. Sofralarımız büyüdükçe değil, gönüllerimiz genişledikçe Ramazan olur.

RAMAZANI RAMAZAN YAPAN DEĞERLERİMİZ

Ramazan’a kıymet veren değerlerin başında oruç gelir. Oruç, sadece açlık değildir; gözün harama kapanması, dilin dedikodudan sakınması, kalbin kibirden arınmasıdır. Bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) “Nice oruç tutan vardır ki orucundan ona kalan sadece açlık ve susuzluktur” buyurur. Demek ki oruç, bedene değil, ruha yazılmalıdır.

Sahur, bereketin sessiz vaktidir. “Sahur yapınız, çünkü sahurda bereket vardır” buyurur Allah Resûlü (s.a.v.) (Buhârî). O vakit, gecenin karanlığında yapılan gizli bir niyazdır. Uykunun en tatlı yerinde kalkmak, kulun Rabbine “Ben buradayım” demesidir.

İftar, sabrın ödülüdür. Gün boyu susuz kalan dudakların, ezanla birlikte duaya açılmasıdır. İftar sofraları sadece yemek masası değildir; aileyi birleştiren, komşuyu hatırlatan, yetimi sevindiren rahmet halkalarıdır. Ne güzel bir manidir Anadolu’dan:

 

Ramazan geldi hoş geldi,

Sofralara nur saçıldı,

Bir hurmayla gönül doydu,

Rahmet kapısı açıldı.

Teravih, gecelerin süsüdür. Camilerde omuz omuza saf tutmak, kalabalıklar içinde yalnızlığın kaybolmasıdır. Çocuk sesleri, tesbih nağmeleri, secdede akan gözyaşları… Ramazan geceleri, yeryüzünün en zarif saatleridir.

Mukabele, Kur’an’la yeniden buluşmadır. Bu ay, Kur’an ayıdır. Cebrail aleyhisselam’ın, her Ramazan’da Peygamberimizle Kur’an’ı karşılıklı okumaları (mukabele) bize bir sünnet mirasıdır. Kur’an sadece okunmak için değil, yaşanmak için indirilmiştir. “Ey iman edenler! Oruç size farz kılındı…” (Bakara 2/183) ayetiyle başlayan çağrı, aslında bir takvâ eğitimidir.

Ramazan, sabır ayıdır. Sabır, sadece açlığa dayanmak değil; öfkeyi yutmak, kırıcı olmamak, acele etmemektir. Birisi bize sataştığında “Ben oruçluyum” diyebilmek, nefsi dizginlemenin en zarif ifadesidir.

Ramazan, paylaşma ayıdır. Zenginle fakirin aynı safta, aynı sofrada buluştuğu bir eşitlik mevsimidir. Zekât ve fitre, malın temizlenmesi ve kalbin arınmasıdır. Fakirin kapısını çalmak, sadece cebimizi değil, vicdanımızı da hafifletir. Bir kıssa anlatılır: Bir sahabî, iftar için evine tek bir hurma ile gelir. Kapıya bir yoksul gelir; hurmayı ona verir. Bir başkası gelir; yine verir. O gece aç kalırlar ama sabah Allah resulünün müjdesiyle sevinirler. Çünkü Ramazan, vermeyi öğretir; tutmayı değil.

Ve elbette Kadir Gecesi… “Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır” (Kadr 97/3). Bir ömre bedel bir gece… O gece yapılan bir dua, bir gözyaşı, bir istiğfar; seksen küsur yıllık bir hayra denktir. Ne büyük ikram!

Ramazan aynı zamanda bir nükte mevsimidir. Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Hocam, Ramazan neden otuz gün?” Hoca gülmüş: “İnsanoğlu bir günde değişseydi, Allah otuz güne gerek bırakmazdı.” Hakikaten değişim sabır ister; Ramazan da bize bu sabrı öğretir.

 

Hoş geldin ey kalbime inen ay,

Gecemde kandil, gündüzümde ray.

Bir hurma, bir yudum suyla

Nefsimi terbiye eden ay.

Ramazan bize şunu hatırlatır: İnsan sadece yiyerek değil, vazgeçerek de doyar. Sadece konuşarak değil, susarak da arınır. Sadece kazanarak değil, paylaşarak da çoğalır. Bu ayda kazandığımız sabrı, merhameti, ibadet şuurunu on bir aya yayabildiğimiz ölçüde Ramazan gerçek misafirliğini tamamlamış olur.

Bugün modern hayatın hızında yorulmuş kalplerimize Ramazan bir mola veriyor. İbadet ve tefekkürümüzü çoğaltalım. Sofralarımızı değil, dualarımızı büyütelim. Gösterişi değil, samimiyeti artıralım.

Unutmayalım: Ramazan bir takvim yaprağı değil, bir diriliş çağrısıdır. O, bize kim olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi hatırlatır. Ve her yıl kapımızı çalarken sanki şöyle der:

Ben geldim; gönlünü temizlemeye,

Yaralarını sarmaya,

Seni sana hatırlatmaya…

UNUTMA!!!

Ramazan dışında on bir ay aralıksız oruç tutsan bu dereceyi alamazsın! Zira böyle yaptığın takdirde Salı günü Cuma namazı kılmaya kalkışmış oluyorsun.

Zayıflamak önceliğin olmasın! Bu niyetle oruç tutarsan sadece açlık perhizi yapmış olursun. Bu bir diyet mevsimi değil rahmet mevsimidir.

İftara yetişeceğim diye trafiği alt üst etme! Aldığın sevapları dökme! Zamanında yola çık.

Açlık ve susuzluğun stresiyle ailenin eşinin çocuklarının kalbini kırma! Çocukların kaçtığı bir insandan ramazan da kaçar.

Bütün teravihleri kılacağım diye niyetlen, Rabbinden yardım iste! ailecek camiye git, Alemlerin rabbine biatini yenile!

İftarda hızlı yeme! çok karıştırma! adım adım nefsin kıskacına girersin, camiye gidebilecek dermanı bile bulamadan sızmış olursun.

İftarda bir gariban bulundur! Kimsesizler kimsesinin merhametine nail ol!

Pide almaya çocuklarınla git, zira ramazan pidesinin atmosferi bir başkadır.

Gel Mümin Kardeşim;

Açlığımızı ibadete, susuzluğumuzu duaya, yorgunluğumuzu secdeye dönüştürelim.

Ne mutlu evvelindeki rahmete, ortasındaki mağfirete erenlere, sonundaki cehennemden uzaklaşma beratını alanlara…

Ne mutlu bu kutlu misafire hakkıyla misafirperverlik yapabilenlere

Ramazan ayınız mübarek olsun.

Rabbim Kadir gecesini de görmeyi, sağlıklı sıhhatli ve imanlı bir şekilde bayarama erişebilmeyi hepimize nasip eylesin.

Hayırlı iftarlarınız, bereketli sahurlarınız olsun, Allaha emanet olun.

 

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!