RAMAZAN AYI MÜJDELERLE GELİR!
Ramazan ayı ile birlikte manevi iklim kendiliğinden gelir. Bu geliş, bu müjdelerle gelişir.
Bu Ramazan Ayı içerisinde olan acayip işleri yok sayacağız. Bu ayın manevi iklimine uymuyor.
Bizim çocukluk yıllarımızda Ramazan ayı Eylül ayına rastlamıştı. Bilindiği üzere Hicri yıl, Miladı yıla göre her yıl 10-11 gün evvel başlamaktadır. Hicri Kameri Takvim her 33 yılda tam bir devir yaparak yılın bütün günlerinde oruç tutulmaktadır.
Bin dokuz yüz seksen öncesinde Çumra’mızda kavun ekimi çok fazla idi. Ağustos-Eylül aylarında kavun hasadı olurdu. Günlük yüzlerce kamyon kavun çevre il ve ilçelere gönderilirdi. Yukarda söylediğim gibi Ramazan Ayı Eylül ayına denk gelmişti. Dolayısıyla kavun hasadında oruçlu idik.
O yıllarda altı kişi öğleye kadar bir kamyon kavun yükleyebiliyordu. Bizim arkadaş gurubumuz da zaman zaman kavun yüklemeye gidiyor haşlığımızı çıkarıyorduk. Osmaniyeli Kavun tüccarına kavun yüklemeye gittik. Kişi başı 75 lira alacağız. Amca bize yiyecek içecek ne alalım diye sorunca biz oruçluyuz dedik.
Öğleye kadar kamyonu doldurduk. Çumra İstasyonuna geldik Osmaniyeli Kavun Tüccarı bana 450 lira beklerken 600 lira verdi. Amca 150 geri mi vereceğiz. Dedim. Oruçlusunuz ya o 150 lirayı diş kirası sayın. Demişti. Çok sevinmiştik.
Diş kirası Osmanlı Devleti’nde vükala ve devlet ricalinin saray ve konaklarında her akşam iftar yemeği verilmesi yerleşmiş gelenekti. Bu iftarlarda misafirlere ve özellikle yemekten sonra DİŞ KİRASI adıyla para ve çeşitli hediyeler dağıtılırdı. Bu gelenek ile ev sahibi; “Misafirim oldunuz, benim sevap kazanmam için zahmet edip yürüdünüz, yemek yerken dişlerinizi yordunuz, bu da sizin dişinizin kirası olsun.” Diyerek misafirlerine hediye ikram ederdi.
Peygamber Efendimiz(SAV) hediyeleşme konusunda müminlere yol gösterirken; cömertlik, diğergamlık, vefa, ihsan ve ikram gibi kardeşlik bağlarını güçlendiren birçok güzel hasleti bir davranışta birleştirmiş oluyordu. Onlara, dünya metaını verip karşılığında gönül almanın, Allah rızasını kazanmaya eşdeğer bir meziyet olduğunu öğretiyordu. “Musafaha edin (tokalaşın) ki içinizdeki kin gitsin; hediyeleşin ki birbirinizi sevin ve ( aranızdaki) düşmanlık gitsin. Buyurmuştu.
Ramazan Ayı ile taa 45 yıl öncesine gittim. Evet, biz Ramazan ayının manevi iklime dağ, taş, kurt, kuş in-cin daha doğrusu dünyada ne varsa bütünüyle yüce kelamın nazil oluş yıldönümünü kutlamada hep beraberdirler.
Bu mübarek ay inananlar için fırsattır. Fırsatı iyi değerlendirmek gerekir. Gecesiyle gündüzü ile tam manasıyla ramazan ayını yaşamak durumundayız. Bu çaba karşılıksız kalmayacaktır.
Çünkü Cihan nuru insanlığın kurtarıcısı Hz. Muhammed (sav) Efendimiz birçok hadisinde bu müjdeleri inananlara vermiştir;
Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır.
*Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resulü Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:
"Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur
Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulullah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:
"Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.
Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şahadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.**
Elimize geçen böylesi Ramazan Ayı fırsatı layıkıyla değerlendirenlere selam olsun.
Geçen Ramazanlarda aramızda olan fakat bu Ramazanda aramızda olmayan başta evdeşim hatuna Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Ahiret yurdu cennet olsun.
Bunun yanında ahirete göçmüş anna-baba, ağabeylerimize, ablalarımıza, hülasa bütün yakınlarımıza Allah rahmet eylesin ahiret yurtları cennet olsun!
Bu niyet ve gayret içerisinde bütün hemşerilerimin ve Türk- İslam Dünyasının Ramazan Ayını kutluyor hayırla, bereketle, ihsanla geçmesini ve nice Ramazan aylarına kutlu gecelere kavuşmanızı Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum!











0 Yorum