RAMAZAN’I SEPETLE DEĞİL, KALPLE KARŞILAMAK
Evet sevgili dostlar… Rabbimize hamdolsun, şükürler olsun ki bir Ramazan ayına daha kavuştuk.
Dün gece sahura kalktık. Perşembe günü de oruca başladık.. Dillerimizde dua, gönüllerimizde bir sevinç… Lakin içimde bir sızı var, onu da sizinle paylaşmadan geçemeyeceğim.
Şöyle bir çarşıya, pazara,
marketlere baktım bugün. Arabalar dolu, sepetler taşıyor. Un çuvalları, yağ tenekeleri, hurma kolileri… Sanki Ramazan mideye gelmiş gibi bir telaş var. Sanki oruç mideyle tutulacak, sanki bereket yalnız tencerede kaynayacak. İnsanı üzen de bu zaten.
Ramazan’ı market sepetleriyle karşılıyoruz ama kalplerimiz ne âlemde, onu pek soran yok. Oysa Ramazan önce kalbe gelir. Kalp hazırsa, sofra sade de olsa bereketlidir. Kalp doluysa, tabak az da olsa doyurur. Ama kalp boşsa, dünya kadar nimet de olsa insanın içi doymaz.
Biz Ramazan’a ne hazırladık?
Kırılan gönülleri onarmaya niyet ettik mi mesela?
Uzun zamandır aramadığımız bir büyüğümüzü hatırladık mı?
Bir yetimin başını okşamak, bir yoksulun kapısını çalmak geçti mi içimizden?
Dilimize sahip çıkmaya, kalbimizi kinden arındırmaya karar verdik mi?
Anadolu insanı eskiden Ramazan’ı böyle karşılardı. Evlerde telaş olurdu ama o telaş sadece mutfakta değil, gönüldeydi. “Kime ne götürsek?” diye düşünülürdü. İftar sofrasında tabak sayısı değil, misafir eksik olmasın diye dua edilirdi. Komşunun tenceresi kaynamıyorsa, kendi tenceresinin bereketi olmazdı.
Şimdi ise korkarım Ramazan’ı tükete tükete karşılıyoruz. Daha başlamadan yorgun düşürüyoruz. Oysa Ramazan bizi yormaya değil, dinlendirmeye gelir. Nefsi susturmaya, kalbi konuşturmaya gelir. Aç bırakmaya değil, insan etmeye gelir.
Bir başarabilsek…
Şu kalplerimizi Ramazan’a hazırlamayı bir başarabilsek…
İşte o zaman Ramazan bizden razı olur, biz de Ramazan’dan razı oluruz.
O zaman tuttuğumuz oruç sadece aç kalmak olmaz, bizi Allah’a yaklaştırır.
Kıldığımız namaz sadece hareket olmaz, ruhumuza şifa olur.
Geliniz bu Ramazan’ı sepette değil, kalpte büyütelim.
Alışverişi biraz azaltalım ama merhameti çoğaltalım.
Sofrayı sadeleştirelim ama gönlü zenginleştirelim.
Unutmayalım dostlar;
Ramazan mideye değil, kalbe gelen misafirdir.
Kalbimizi açarsak, bereket kendiliğinden gelir.











0 Yorum