Telefon
WhatsApp
SENİN YERİNDE OLMAK MI?
300 X 250 Reklam Alanı

Öyle ya el tutmaz ayak basmaz, düşündüğünü uygulayamaz. Çıkmaz içerisinde inanmadığı halde yapmak durumunda oldu işler olur.

Yaptığı işten haz almaz. Böylesi çalışma başarı da getirmez.

Senin yerinde olmak istemezdim. Der misin, demez misin?

Gel empati (duygudaşlık) yapalım.

Empati deyince Muharrem Camcı ağabey niye empati yerine diğerkam kelimesini kullanmıyorsun diye uyarmıştı. Empatiyi duygudaşlık olarak da ifade edebiliriz.

O zaman ben Muharrem Ağabeyin ikazını diğerkâm yahut duygudaşlık diye manalandıralım mı?

Türkçede özgecilik kelimesiyle de ifade edilen bu kavram; başkalarını düşünmek, onların hukukunu korumak hususunda özverili olmak, başkalarının hukukunu düşünüp, gözetmek hususunda fedakâr ve feragat sâhibi olmak anlamlarına gelmektedir.

Hicretten sonra, Mekke'den göç etmiş muhâcirleri korumak ve onlara yardım etmek konusunda üstün gayretleri görülen Medineli Müslümanların bu erdemli davranışları Kur'ânı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde övülmüş ve örnek gösterilmiştir.

İslâm kültüründe fütüvvet ve ahilik gibi örgütlenmelerde diğerkâmlık ve diğer Müslümanlara karşı özverili davranmak eğitim konusunda önemli bir haslet olarak görülür. (İ.U.)

**

Kendini karşındaki insanın yerine kayarak onun duygularını, düşüncelerini doğru olarak anlayabiliriz.

Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısı ile bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi, duyması ve bu durumu ona iletmesi sürecine empati yahut duygudaşlık adı veriliyor.

Kişinin empati yapabilmesi için şartları oluşturması gerekiyor. Bunu ilmi olarak ögelendirek sıralamışlar.

Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Başka bir söyleyişle, empati kurmak isteyen kişinin karşısındaki kişinin fenomenolojik alanına girmesi gereklidir. Fenomenolojik alan nedir? Psikolojideki fenomenolojik yaklaşıma göre her insanın bir fenomenolojik alanı vardır. Her insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar; bu algısal yaşantı özneldir (sübjektiftir); kişiye özgüdür.

Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmalıyız. Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra da bu rolden çıkarak kendi rolümüze geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız.

Empati tanımındaki son öğe ise, empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın, karşıdaki kişiye iletilmesi davranışıdır. Karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile eğer anladığımızı ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız.

İlmi olarak uzun uzun anlatılabilir.

İşin özü bir safta durabilmektir.

Karşısındakinin yerinde olmak onun dertleriyle dertlenmektir.

Paylaşmaktır.

Artık bu paylaşım bitsine geldik. Şimdi çeşit çeşit fıkramsı anlatıları diniliyoruz.

Vergi dairesinde memur hanım teyzeye sorar;

--- Bakmakla yükümlü olduğun kişi var mı?

--- Dört milyon Suriyeli altı yüz milletvekili var! Diye cevap verir.

 Bu konuşmalar görüldüğü üzere halk arasında konu buralara kadar geldiğini anlatıyor. Bir nevi kabak tadı verdi. Yani usanç ve sıkıcı duruma geliyor..

 Rahmetli Ömer Yıldırım Başkan anlatmıştı. Hoca cemaate namaza durmadan seslenmiş;

--- Saflarımızı sıklaştıralım ecri bol olsun. Cemaatten biri cevap vermiş;

--- Bu cemaatte hiç saf olan yok ki hocam sıklaştıralım!

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!