UFUKTA PARLAYAN YILDIZLAR...
Bu fotoğraftaki genç kızımızı üç yaşından beri tanıyorum ben, adı Filiz. Konya'nın ilk kadın lastikçisi olup iş yerinin üstündeki dev bir tabelada Lastiğin Kraliçesi yazıyor.
Flz Otomotiv lastik sektöründe 2019 yılından beri faaliyet gösteriyor. Daha öncesi Filiz'in çıraklık ve kalfalık döneminde geçen 20 yıllık, yani çeyrek asır diyebileceğim süreci de yol hikayesine eklediğimiz zaman 'Lastiğin Kraliçesi' unvanını hakediyor bence. Ünlü bir Kayserili işadamının televizyondaki bir tanıtım programında söylediği "Çıraklığını yapmadığımız bir işin patronluğunu yapmayız biz!" sözü tırnaklarıyla kazıya kazıya hedefe ulaşan insanları tarif eden çok anlamlı bir tespit olarak aklımda kalmıştı. İşte bizim ele avuca sığmayan, her zaman cin gibi bu çılgın kız herşeyin üstesinden gelir diye kulağını çınlattığımız Filiz Kasapoğlu'nu bu gün sizlerin de tanımanızı istediğim için yazıyorum. Onun bugün sahip olduğu yere gelmesinde çok küçük te olsa benim minik bir katkım oldu o yüzden de yazmak istedim bu konuyu... Önce ufak bir tarif yapmam lazım ki; şimdiki Filiz'in prototipi o cin gibi minik kız gözünüzde canlansın istiyorum. Sizler de rastladınız mı hiç bilmiyorum ama kızlar küçükken ya annelerinin veya hala teyze gibi yakınlarının makyaj makzemeleri ya da topuklu ayakkabısını ele geçirdiklerinde neler yapabileceğini görmüşlüğünüz vardır herhalde. Nasıl düşmeden ve ayağından da hiç düşürmeden, içinde kaybolan minik ayaklarıyla merdiven basamaklarında inip çıkarken çıkardıkları topuk seslerinden nasıl keyif aldıkları, büyükleri farkettiği zaman telaşla nasıl kaçmaya çalıştıkları canlanıyor gözümde. İşte benim Filiz'i ilk görüp tanımam böyle başlamıştı kırk sene önce. Eşimle o zaman nişanlıydık, Çumra'da polis memuru olan Filiz'in babası Sabri abim ile annesi Zeynep ablam eşimin memleketinden hemşehrisi oldukları için aynı apartmanda altlı üstlü otururlardı. Eşime kızları gibi sahip çıkan, öz abim ve ablam gibi sevip saydığım büyüklerim bizim 40 yıllık aile dostlarımız olurlar. Zaman zaman bizi yemeğe ve çaya davet eden Zeynep ablam tam bir lezzet ustası olarak tadı damağımızda kalan ikramlarıyla ağırlardı. Filiz ve küçüğü Behiye ilkokul, lise derken üniversite bitirmiş gençler olarak gözümüzün önünde büyüdüler diyebilirim. Gel zaman git zaman Filiz'in eğitiminin ardından KPSS sınavları, atama olduydu olmadıydı, iş başvuruları yaptığı dönemlerdeydi, bizi çaya çağırmışlardı bir akşam. Her anne baba gibi çocukları istikbalini kurtarsın diye onların üstüne titreyen Kasapoğlu çifti de o dönemde stresli günler yaşıyor arayışlarına devam ediyorlardı. Sabri baba uzun boylu, heybetli bir adamdır, bana şöyle döndü Filiz'i göstererek; Yavuz bak bu ne diyor bi dinle! Lastikçi olacağmış, pehh! Genç bir kızın sanayide ne işi var, olur mu bu sence diye sorunca, bir an ne diyeceğimi, nasıl onu kızdırmadan gazını alacağımı bilemedim tabi. Hem gülüyor, hem alaycı bir tavırla bu fikrine katılmadığını Filize tatlı sert anlatmaya çalışıyordu. Bir fırsat bulup araya girdim, Sabri abi bu kız hem çok cesur hem de çok zeki, ayrıca çoğu erkek çocuklardan daha yetenekli, sal yakasını korkma, başarır bu dediğimi hatırlıyorum. Hem sen gider ortama bir bakarsın, başvurusu kabul edilmiş, eğer kızımız için çalışma ortamı uygun değilse en önce sen farkeder izin vermezsin. Git o insanlarla bi tanış, güvenilir insanlarsa bırak denesin, zor ve bayanlara uygun bir iş değil zannederiz hep ama başarırsa ki Filiz inatçı ve kararlı bir kız, devrim olur bu diye bitirmiştim sözümü... Sanırım yumuşatmış, kararını gözden geçirmesini sağlamıştık elbirliği ile. Filiz çok sevindi tabi bu işe, stajyer satış elemanı olarak adım attığı sektörde kısa zamanda tüm aşamalarından geçip basamakları birer birer tırmanıp kendi işyerini kurana kadar gitti. Yanında beş altı eleman çalıştırdığı zamanlara geldi. Bazen elinde iş eldiveni, sırtında tulumla arabalara lastik takıp sökerken görmüşlüğüm bile var. Köklü lastik firmaları ile çalışan, binek otolardan başka kamyondan traktöre varana kadar geniş bir sahaya hitap eden bir ağ kurmuş ve kumanda masasının başında yönetiyor firmasını. Yazmaya değer işler başaran bu çılgın kızı artık tüm türkiye tanıyor. Televizyonlara konuk olduğu programlarda gazetelerde röportaj ve köşe yazılarında, sosyal medyada kısa videolarla tanınmaya başlayan bu genç girişimci kızımızı bugünün anlam ve önemine yakışır diye düşünerek 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramına denk düşürerek yazmak istedim. Ruhu şad olsun, Mustafa Kemal Atatürk bu günü gençlere armağan ederek, Cumhuriyeti de yine gençlere emanet etmiştir. Onları iyi yetiştirmemizi ve onlara güvenmemizi istemiştir. Türk milletinin çocukları zeki, yetenekli ve cesur yürekli, ayrıca mert ve ahlaklı olur diyerek yüceltmiş bir bilgedir. Milletini iyi tanıyan, öksüz yetim kalan duygularımızı yeniden uyandıran bir liderdir. O ve tüm silah arkadaşlarının eseri bu ülkede milli bayramlarımızı son yıllarda daha çok sahiplenen şuurlu ve bilinçli, milletçe duygu patlaması yaşayan bir duruma evrildik, çok mutlu oluyorum. Dünya durdukça milletim var olsun. Gençler çok değerlisiniz, evet size mahçubuz biz büyükler! İyi bir altyapı, iyi bir gelecek sunamadık size. Bire bin çok ürkütücü bir kıstas ve bunu yaşıyoruz malesef! Ne demek istediğimi anlatmam gerekse; bir işe bin talip var, birini seçince 999'u açıkta kalıyor bir durumda olduğumuzu herkes biliyor! Bunca işsiz, umutsuz üniversite okumuş genç işsizi olan bir ülkeyiz ve bu gerçeği gizleyemeyiz aramızdan Filizler çıkıp kendisini kurtarabilenler şanslı. İnşallah bu kadar yüklü sorunları olan bu aziz milletin içinden geleceğimizi kurtaracak önder ve liderler yine genç nesilden çıkacaktır umuduyla hepinize dua edebiliyorum sevgili gençler. Elimden şimdilik bu kadarı geliyor. Allah hepinizin yardımcısı olsun, Filiz kızımıza ve onun şahsında her birinize başarılar diliyorum. Yolunuza engel diye bir kuru dal bile çıkmasın.
19 Mayıs 2026
M Yavuz ÇOLAK











0 Yorum