YA TUTMAZSA FENERBAHÇE FEDAKÂRLIK VEFA
...Çumra 26 Haziran Gazetemizin Değerli Okuyucuları sezon sonu yazılarımıza devam ediyoruz.
...Çumra 26 Haziran Gazetemizin Değerli Okuyucuları sezon sonu yazılarımıza devam ediyoruz.
Fenerbahçe gündem, Cristiano Ronaldo gündem. Ve bu iki gündeme hoca Nasrettin ile başlıyoruz.
Nasrettin Hoca'nın fıkraları arasında en çok güldüren hikâyelerden birisidir. Hala dillerde dolaşan bu fıkra özellikle çocukluk döneminin en çok güldüren hikâyelerindendir. Nasreddin Hoca'nın meşhur Göle Maya Çalmak fıkrası şöyle;
...Günlerden bir gün Nasrettin Hoca eline yoğurt mayası bakracını alıp göle doğru yola koyulmuş.
Gölün etrafında piknik yapan köylüler Hoca'ya dikkat kesilmişler.
Hoca Nasrettin başlamış yoğurt mayasını göle kaşık, kaşık çalmaya:
Köyüler şaşkınlıkla izlerken, içlerinden biri Hoca'nın yanına varmış.
– Hayırdır Hocam? Ne yapıyorsun böyle? diye sormuş.
– Göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş.
– İlahi, hocam, hiç göle maya çalmakla göl maya tutar mı?
– Hoca Nasrettin O nüktedan cevaplarından birini daha vermiş;
– Ya tutarsa…
...Ali Koç aileden çok zengin birisidir.
Türkiye gibi yoksul bir ülkede yüz milyonlarca doları futbola yatırıyor,
Nerdeyse tüm holding birimlerini de işe koşuyor , paralar paralar, anlayamayacağımız rakamlar , yine de 6 yıl başarısız oluyor.
O parayla kültür devrimi olurdu, orkestralar, festivaller, bienaller kurulurdu, eserler üretilirdi, eğitimde neler yapılırdı Anadoluda, - bu zor durumdaki ülkede - o para o vasat futbolculara verileceğine, ülke kültürel olarak şahlanırdı,
sadece kültür de değil, ilim bilim..Yatırım..
6 yılda 1 şampiyonluk alamadı, suçlu hep ya Federasyon, ya Galatasaray ya da öteki falan.
Suudi Arabistan suçlu.
“Destek oluruz” diyoruz,3 gün sonra yine saçma bir şey oluyor, takımı süper kupa finalinden çekiliyor, “ligden çekilirim” diyor, “ben oldukça şampiyon olamayız bir daha aday olmam” diyor..
Falan..
Şimdi;“eğitim” dedik..
Türkiye’nin gerçekte en büyük sorunu ; felsefesizlik.
Felsefe?
Asıl sorun..
Ülkede felsefe yok.
İstersen dünyanın en iyi üniversitesinden mezun ol, felsefe yoksa?
Yok..
Mesela Egede bir yerde, dünya çapında bir “Felsefe günlerine” o parayı verseniz, dünya terse dönecek.
Anlamıyorlar..
Tatlıses’in meşhur “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik?” sözü hala akıllardadır.
Neyse ne..
Bizde “seçim” denilen şeyi bir kenara koyalım zaten.
Biliyoruz seçimleri..
Merak ediyorum ; Mourinho gibi zeki bir adam ne yapacak, bu sistemde, bu felsefesizlikte?
... Morurinho gibi hocanın düşündüğü ve talep ettiği oyunu sahaya yansıtabilmesi için doğru kadro( Yönetimsel )ve doğru oyuncu yapısı gereklidir ve bunun sağlanması şarttır. Bunu Fenerbahçe yapamaz.
... Fenerbahçe büyük bir kulüptür, ancak kabul etmemiz gerekir ki Mourinho'yu Fenerbahçe'ye getiren şey aslında, Mourinho'nun geçmişteki başarılarından ziyade, yakın geçmişteki başarısızlıklarıdır. Bunu da göz ardı edemeyiz...
YANİ yakın geçmişteki başarısızlıkları yüzünden Fenerbahçe' ye geliyor...
FEDAKÂRLIK ve VEFA
...Seçimlerimiz kaderimiz olur, sözünün en güzel örneklerinden biri de Cristiano Ronaldo'dur. Bütün dünya onu futbol kariyerinde ki başarıyla tanıdı. O ise kariyerindeki sıçramayı ona yolu açan arkadaşı Albert Fantrau'ya borçluydu. Sevgiyi bilen insanların saygıları asla tükenmez, derler.
Konu futbol ve onunla parlayan şöhret olsada bu defa Ronaldo'yu farklı bir yönüyle tanıyacağız: hiç eskimeyen vefa öyküsüyle.
Ona göre Ronaldo'nun hikâyesi Fantrau'nun azizliğiyle başladı. Ronaldo bunu şöyle anlatmıştı;
- "Başarılarımdan dolayı arkadaşım Albert Fantrau'ya teşekkür etmeliyim. Birlikte bir gençlik kulübünde oynuyorduk. Sporting'den gelenler bize kim daha fazla gol atarsa onun akademilerine kabul edileceğini söylediler.
Maçı 3-0 kazandık, ilk golü ben attım, ardından Albert kafa vuruşunu yaptı ve üçüncüsü herkesi etkileyen bir gol oldu.
Albert kaleciye bire bir gitti. Ben onun yanında koşuyordum, o kalecinin etrafından dolaştı, tek yapması gereken topu boş ağlara göndermekti. Ama o topu bana verdi ve ben de golü attım.
Akademiye kabul edildim. Maçtan sonra yanına gidip “neden” diye sordum, o da bana; "Sen benden daha iyisin", dedi.
İşte bu cevap Ronaldo'nun kalbine kazınmış ve bir daha asla silinmeyecekti. Çünkü; bir arkadaşın bir arkadaşa yapabileceği en büyük fedakârlığı görmüştü. İlk milyarder futbolcu olan Ronaldo, tüm bunların gerçekleşmesine yardımcı olan çocuğu asla unutmadı.
Ronaldo bu fedakârlığı vefayla karşıladı. Nasıl mı?
Birkaç yıl sonra bir gazeteci Albert'in evine gitmiş ve hikâyenin doğruluğunu teyit etmek istemişti.
Albert onu doğruladı.
Ayrıca o maçtan sonra futbolculuk kariyerinin bittiğini ve artık işsiz kaldığını söyledi.
Gazeteci'nin şaşkınlığı dahada artmıştı;
- “Ama bu kadar muhteşem bir evi, arabayı vs'yi nereden buldunuz?
Zengin birine benziyorsun. Ayrıca ailenizin geçimini de sağlıyorsunuz. Bunların hepsi nasıl oldu? Albert gururla cevapladı;
- Cristiano'dan
Albert bugün Ronaldo sayesinde bir kral gibi yaşıyor.
Ronaldo deyince akla futbol ve para gelir, şöhretin getirdiği zenginliği hayal edersiniz. Hiç kimse nasıl başladığını bilemez. Önemli olan sana bu yolu kimin açtığını unutmamaktır. Hayata ihtişam katan para değildir, onu getiren şeye vefa duymaktır. Sevgiden daha güzel bir Servet yok...
SAYGILARIMLA…











0 Yorum