Yazı Detayı
26 Şubat 2019 - Salı 12:10 Bu yazı 479 kez okundu
 
Birer Birer Gidiyorlar
Anuş GÖKCE
yazar@cumra26haziran.com
 
 

“Ozan dili çevik olur” derler atalarımız.

İbrahim Dülger’den sonra Türk milleti, milletin derdiyle dertlenen, onun refahını her şeyin üstünde tutan “dili çevik” bir Ozan’ını kaybetti. Ozan Arif’i kaybetti.

Tedavi gördüğü On Dokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 13 Şubat’ta hayatını kaybeden Ozan Arif 17 Şubat Cumartesi günü sevenlerinin gözyaşları içinde tekbirlerle toprağa verildi.

Hayatını ülkü davasına adayan Ozan Arif’i, yetiştirdiği gençler, ülküdaşları yalnız bırakmadı. Vaktiyle aynı safta olduğunu belirten birileri onu dışlasa, yok farz etse de sevenleri, Türk Milleti, gerçek ülkücüler, Ozan’ını bağrına bastı. Cenaze merasimindeki muhteşem kalabalık, Ozan Arif’in savunduğu fikirlerin, ektiği tohumların başağa durduğunun bir göstergesiydi.

Kimdi Ozan Arif? O, bir ülkü devi idi. Türk milletinin yetiştirdiği, başı ancak Rabb’i karşısında eğilen, fakat yolsuzluk, adam kayırma, haksızlık ve adaletsizlik karşısında bir kale gibi dimdik duran bir yiğitti Ozan Arif Şirin. Türk Milletinin menfaatini her şeyin üstünde tutan, gençlerin inancı, örfü, geleneği ve kültürüne saygılı bir şekilde eğitim-öğretim görmesini, bir meslek edinmesini ve vatanına milletine faydalı bireyler olarak yetişmesini isteyen bir ülkü gönüldaşı idi.  Türk milletinin zararına olan her faaliyete, akıma sazıyla sözüyle karşı çıkan biriydi.

1949 Giresun-Alucra’ya bağlı Hapu köyünde doğan Ozan Arif memur bir ailen çoğuydu. Babasının görevi nedeniyle İlkokulu ve ortaokulu Samsun’da tamamlayan Ozan Arif’in sazla tanışması 1960’lı yıllara rastlar. Ortaokul sıralarında şiire olan kabiliyeti ve yatkınlığı sazla birleşince, doğaçlama olarak türkü söylemeye, ünü bulunduğu ilin sınırları dışına çıkmaya başladı. Türk Halk Edebiyatının birçok dallarda birincilikler ve sertifikalar alan Ozan Arif, Konya’da 1976- 77- 78 yıllarında katıldığı Âşıklar Bayramında altın madalyalar aldı. Perşembe Erkek Öğretmen okulundan 1969-1970 yılında mezun olan Arif Şirin Samsun’da bir köye öğretmen olarak atandı. Stajyerliğini tamamladıktan bir yıl sonra başka bir köye asaleten tayin edildi. 11 yıl MEB’de öğretmenlik yaptıktan sonra devrin idarecileriyle fikri yönden ters düştüğü için istifa etti. 1970-80 yıllarında yazdığı şiirler ve verdiği konserlerle Ülkücü camianın gönlünde taht kurdu.

Bağlamayla tanışması 1964 yılında oldu ve Ozan Arif gerçek kimliğini buldu. Türk Milleti’nin ozanı oldu. Milletin derdiyle dertlendi, sevinciyle sevindi. Ancak onun yaşadığı yıllar pek o kadar da sevinecek zaman değildi. Her gün birkaç Ülkücü genç şehit oluyor, körpecik bedenleri toprakla buluşuyordu. Onun için Ozan Arif’in şiirleri, türküleri buram buram hasret kokar ve katre katre acı damlar. Çünkü o milletinin ve ülkesinin göreceği güzel günlerin hasretini çekmektedir.

1980 Darbesinden sonra Almanya’ya giden ve 11 yıl gurbet hayatı çeken Ozan Arif’i orada da Türk milleti yalnız bırakmadı. Onların desteğiyle, konserlerle hayatını idame ettirdi. Ama gönlü daima Türkiye’de idi. Türkiye’de milletin birlik ve beraberliğini bozan her türlü akıma, siyasi oluşuma karşı çıktı. Şiirleriyle, sazıyla sözüyle Türkiye cumhuriyetini idare edenleri uyardı. Onun uyarılarını hazmedemeyenler yaylım ateşine tuttu. Ama o daima milletine yol gösterici oldu. Onun kasetleri Türkiye’de ülkücüler tarafından korsan olarak çoğaltılıp, satılıyor, geliri de hesabına yatırılıyordu. 1990 yılında eşimle tanıştığımız zaman bana “C-5” adlı bir kasetini hediye etmişti. Ben ülkücülerin bu kadar çile çektiğini onun kasetlerini dinleyene kadar bilmiyordum. 1970’li yılların kaos ortamında her gün şehit cenazeleri haberini alıyorduk, ama olayların bizzat içinde olmadığım için idrak edemiyordum. Bir de kız lisesinde okuduğum için özellikle siyasetin dışında tutuluyorduk. Lisenin önü ile şimdi kültür park plan fuarın önünde güvenlik koridoru oluşturuluyor ve bizlere göz açtırmıyorlardı. Ta ki Ozan Arif’in kasetlerini dinledikten sonra Ülkü davsının gerçek manasını anladım. Beni en çok etkiyen şiiri ise “Sorgu” adını taşıyandı. Müslüman bir ülke olan Türkiye’de kendi evlatlarına yaptığı akıl almaz işkenceler, işkenceler altında alınan ifadeler tüylerimi diken diken etmişti. Şiir çok uzun olduğu için kısa bir bölümünü sizlerle paylaşacağım:

“Sorgu

Döve döve işettiler altıma
Bayıldıkça sarıldılar hortuma
Islatıp ıslatıp tekrar sırtıma
Çıkarak yaptılar benim sorgumu

Kimi vurdu, kimi baktı seyrime
Cop izleri oluk oldu böğrüme,
Sigaranın ateşiyle bağrıma
Çökerek yaptılar benim sorgumu.

…”

Beni çok etkileyen şiirlerinden biri de “Sürgün” adlı şiiriydi. Şiirini sazıyla da söylerdi.

“Sürgün

Üç gardaştık bir zamanlar üç gardaş, 
O toprakta, sen zindanda, ben sürgün.
Aklımıza gelir miydi hiç gardaş? 
O toprakta, sen zindanda, ben sürgün.

O çiçekti hain eller kuruttu, 
Şehid edip omuzlarda yürüttü, 
Seni zindan beni gurbet çürüttü
O toprakta, sen zindanda, ben sürgün.

…”

Evet, gurbet Ozan Arif’i çürütmüştü. Belki de pek çok sıkıntılarının temeli o yıllarda atılmıştı. Eşinden, çocuklarından ve en çok da çok sevdiği vatanından ayrı kalmak onun en büyük ıstırabıydı.

Ozan Arif, Türkiye’ye döndüğü zaman Gülhane’de bir konser vermişti. Gülhane Parkı hınca hınç dolmuştu. O gün Gülhane’de adeta destanlaşmıştı.

2017’ de kanser teşhisi konan ve ameliyat olarak sağlığına kavuşan Ozan Arif bir yıl sonra tekrar aynı hastalıktan mustarip olarak 2018’de yeniden hastaneye yatırılarak ağır bir tedavi sürecine başlanmıştı. 12 Temmuz 2018’de Yeniçağ Gazetesine gönderdiği bir mektupta “Kanserden daha büyük dert olan adaletsizliklere, kahpeliklere teslim olmadım ki kansere mi teslim olayım” diyen Ozan Arif ne yazık ki verdiği sözü tutamadı. Kanserle olan mücadelesinde yenildi ve sevenlerini hüzne boğdu.

“Sevenlerimizin duası sevmeyenlerin nefretini boğacaktır.” demişti. Gerçekten de binlerce kişinin omuzlarında ebedi istirahat-gâhına uğurlanmak herkese nasip olmayan bir şeydir. Sevenlerin sevgisi sevmeyenlerin nefretini boğmuştur.

Sağlığı bozulmasına rağmen yine de milletini akl-ı selim düşünmesi için, kendi değerlerine sahip çıkması adına uyarmaya devam etti. Sosyal medyada yayınlanan “Geçin beyler bitti bu iş” şiiriyle Türklük ve milliyetçilik gibi kutsal değerleri ayaklar altına alanların şimşeklerini üzerine çekse de vatanına milletine ve Türkiye Cumhuriyetinin temel taşlarını korumaya ant içmiş olanlar için bir meşale olmuştur. Birileri için yıkıcı kabul edilip itilip kakılsa da milletine gönül verenler için bir rehberdir.

Sevgili Ozanımızı ebediyete uğurladık.  Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Nur içinde yatsın. Sevenlerinin ve Türk milletinin başı sağ olsun.

 

 

 

 
 
 
Etiketler: Birer, Birer, Gidiyorlar,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
HAYAT ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv