Yazı Detayı
11 Ağustos 2020 - Salı 13:37 Bu yazı 198 kez okundu
 
Her Şey Bu Dünyada mı?
Sadık Gökçe
yazar@cumra26haziran.com
 
 

İnsanoğlunun bu dünyada yapıp ettiklerinden ahirette sorumlu tutulacağını yüce kitabımız Kuran-ı Kerim açık olarak belirtiyor. Yaptığımız iyiliklerin ecrine kavuşacağımız gibi yaptığımız kötülüklerin de cezasını çekeceğiz. Buna inanıyor, buna göre yaşamımıza yön vermeye çalışıyoruz. Mesela inancımıza göre insan öldükten sonra üç şeyin sevabı devam eder diye inanıyoruz. 1-Yetiştirdiği iyi evlatların işledikleri güzel ameller biz öldükten sonra da amel defterimize artı olarak geçecek. 2-İstifade edilen ilim. 3-Geride bıraktığımız sadaka-i cariyeden vuku bulan sevaplarda kıyamet gününe kadar amel defterimize sevap olarak işlenecek inancımıza göre. Peki! Bilerek ve isteyerek işlediğimiz bir kötülük sonrası meydana gelen olumsuz gelişmeler zinciri üzerinden devam ede giden olaylar sonucu yaşanan mağduriyetler ve çekilen acılar da insanın amel defterine günah olarak kaydedilmeye devam edecek mi? Bu soru nereden aklına geldi şimdi diyeceksiniz? Yaşanmış bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Dram 1930’lu yılların sonunda yaşanmış. O devirde sık sık yaşanan köy sınır kavgalarından birisinde bir insan hayatını kaybediyor. Kavga sonrasında suç, köyün güçlü ve sözü geçen kimseleri tarafından köye sonradan gelen ve o devir tabiri ile arkası ve dayısı olmayan birisinin üzerine atılıyor. Suçlanan kişi her ne kadar kendisinde silah olmadığını, bu iş ile bir ilgisi bulunmadığını söylese de kimseyi inandıramıyor. Sonuçta adam ben yapmadım dese de suç üzerine kalıyor. Bu sıra da gencin akıl hocaları onu kaçmaya ikna ediyorlar. Delikanlı nereye kaçabileceğini düşünürken birkaç köy uzakta bulunan dayısı başka bir ilde oturan teyzesinden bahsediyor gence… O dönemler bazı Yörük obalarının zorunlu iskâna tabi tutuldukları dönemler. Her bir oba birkaç parçaya bölünmüş, çeşitli illere ve köylere dağıtılmış. İskân edildikleri yere alışıncaya kadar köyün etrafına zaptiyeler yerleştirilmiş kaçmalar- göçmeler olmasın diye. Bizim delikanlı suçsuz yere hapse girmektense kaçmaya ikna olmuş. Daha beş ve iki yaşlarında bulunan çocuklarına ve eşine veda ederek köyü terk etmiş. Sonra ne mi olmuş? Aradan geçen zaman içerisinde köyünü terk eden delikanlıya geri dönmek nasip olmamış. Hanımı hayatını kaybetmiş. Beş yaşında iken bıraktığı oğlu biraz büyüdükten sonra komşu köylere çırak veya çoban durmaya başlamış. Kızı ise annenin vefatından sonra komşu köyde bulunan teyzesi yanına almış. Yıllar yılları kovalamış. Oğlan serpilip büyümüş ve askerlik çağına elmiş. Askere gideceği sıralarda babasının dayısının büyük oğlu gence babasının yaşadığını söylemiş. O güne kadar babasını öldü bilen genci bir heyecan sarmış. Babasının dayısının oğlundan kendisini babasının yanına götürmesini istemiş. O da kabul etmiş, ama yol parası işini halletmesini istemiş. Babasını görme heyecanı ve özlemi ile yanıp tutuşan genç o güne kadar sahip olduğu tek varlığı olan eşeğini satmış yol parası yapmak için. Binmişler trene ver elini Sivas… Sivas’tan sonra bir otobüse binip Tokat’a geçmişler. Oradan da yaya yapıldak düşmüşler yola gencin babasının yerleşip değirmencilik yaptığı köye doğru… Nihayetinde menzile ermişler. Köye vardıklarında ilk önlerine çıkana Konyalı Mehmed’i nerede bulabileceklerini sormuşlar. Köylü hemen köyün biraz dışında bulunan değirmeni tarif etmiş. Onlar da yönlerini o yana çevirip başlamışlar adımlamaya. Kısa bir süre sonra değirmene ulaşmışlarBir arkın başında suyu değirmene doğru çevirmeye çalışan bir adam görmüşler. Selam verdikten sonra adam yolculardan dayısının oğlu olana dönüp, “Seni biraz tanıyacak gibiyim, sanki bizden birisisin. Ama bu delikanlıyı hiç görmedim. Herhalde yabancı!” demiş. Genç, “Ben senin dayının oğlu falanım…” demiş. Sonra yanındaki delikanlıyı gösterip bunu tanımadın mı? diye sormuş. Adam, hiç bizim tarafa benzetemedim, kimlerden o” demiş. Bunun üzerine dayıoğlu adama “Bu senin bırakıp gittiğin oğlun” demiş. Adam afallamış, ne yapacağını şaşırmış bir halde tutunacak bir yer aramış. İşte bütün bu olayları ağzından dinlediğim babam Durmuş Ali Gökce o anı bize şu çarpıcı cümle ile özetledi: “Ne o bana oğlum diyebildi, ne ben ona baba diye bildim!” Şimdi bu insanlara bu kötülüğü yapan insan veya insanların amel defterleri kapanmış mıdır? Yoksa kıyamete kadar amel defterleri açık kalıp attıkları bu iftira yüzünden küçük yaşta babasız kalan o iki küçük çocuğun ve kimsesiz kaldığı için dövülüp ezilerek genç yaşta hayatını kaybeden gelinin ahı kıyamete kadar sürecek mi?

 

 

 
 
 
Etiketler: Her, Şey, Bu, Dünyada, mı?,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fatih Karagümrük
7
0
0
1
2
3
2
Alanyaspor
7
0
0
1
2
3
3
Galatasaray
7
0
0
1
2
3
4
Antalyaspor
7
0
0
1
2
3
5
Hatayspor
7
0
0
1
2
3
6
BB Erzurumspor
6
0
1
0
2
3
7
Göztepe
5
0
0
2
1
3
8
Fenerbahçe
5
0
0
2
1
3
9
Sivasspor
4
0
1
1
1
3
10
Beşiktaş
4
0
1
1
1
3
11
Trabzonspor
4
0
1
1
1
3
12
Konyaspor
4
0
0
1
1
2
13
Kasımpaşa
3
0
2
0
1
3
14
Kayserispor
3
0
2
0
1
3
15
Gaziantep FK
2
0
1
2
0
3
16
Denizlispor
1
0
2
1
0
3
17
Yeni Malatyaspor
1
0
2
1
0
3
18
Çaykur Rizespor
1
0
2
1
0
3
19
Gençlerbirliği
1
0
1
1
0
2
20
MKE Ankaragücü
1
0
1
1
0
2
21
Başakşehir FK
0
0
3
0
0
3
HAYAT ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv