Yazı Detayı
14 Eylül 2021 - Salı 13:39 Bu yazı 143 kez okundu
 
Kırk Çıkarma ve Kırk Uçurma
Anuş GÖKCE
yazar@cumra26haziran.com
 
 

Bir bebeğin dünyaya gelişi anne ve babanın en büyük mutluluğudur. Bebek doğar doğmaz babasına gösterilir, baba da bebeği gösteren hemşire ya da hasta bakıcıya bahşiş verir. Doğum bölümünde çalışanla baklava ikram edilir.

Çocuğu olsun olmasın herkes kırk çıkarmayla ilgili bir şeyler duymuştur. Bazı kişiler bunun dini bir inanç olduğunu düşünürken bazı kişiler de eskilerden kalma bir gelenek olduğuna ve yapılmasının ruhanî bir yararı olacağına inanmaktadır.

Günümüzde doktor kontrolleri başta olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı tam olarak uygulanmasa da doğumdan sonraki kırk gün boyunca anne ve bebeğin dışarı çıkmaması, istirahat etmesi ve evde yalnız bırakılmaması esasına dayanan kırk çıkarma, bu dönemin sonunda; yani kırkıncı gününde anne ve bebeğin özel bir banyo ritüeli ve dualarla yıkanarak anne ve bebeğin ilk gezintilerine başlaması anlamına gelmektedir.

Günümüz şartlarında yeni doğanlar üzerinde eski bir geleneğin sürdürülmesine birçok kişi sıcak bakmamakta ve gerek görmemektedir. Ancak “kırk uçurma” rütieli eski zamanlarda düşünülmüş ve altında yatan çok önemli nedenleri bulunmaktadır.

*Doğum sonrasında annenin vücudunun toparlaması, dikişlerinin kapanması, yaralarının iyileşmesi, dinlenip enerjisini toplayarak eski sağlığına yeniden kavuşması için yaklaşık kırk gün süre gerekmektedir. Bu gelenek anne eski sağlığına kavuştuğu için bir çeşit kutlama olarak yapılır.

*Bebeğin dünyaya gelişi ile yeni ortama alışması ve adapte olması için yaklaşık kırk günlük bir süre gereklidir. Bu süre boyunca bebeğin hijyenik bir ortamda bakılmasına devam edilir. Bu gelenek ile bebeğin artık dış dünya ile tanışabileceği ve ilk deneyimi kutlanmış olur. *Anne ve bebek doğum sonrası kırk gün süreyle her türlü mikroba ve hastalığa karşı açık haldedir, vücudun savunma mekanizması zayıftır. Bu gelenek ile her ikisi de kırklanarak bu süreci üzerlerinden atarlar.

Şaman geleneğine ait olan kırk uçurma, yeni doğan bebeğin ilk kırk günlük süre sonrasında annesiyle beraber yıkanıp paklanarak ev ziyaretlerine başlamasıyla gerçekleşir. Kırklama, kırk çıkarma, kırk uçurma diye adlandırılan bu geleneksel adette öne çıkan en belirgin nokta, gün içerisinde kırkı dolacak olan bebeğe yaptırılan banyodur. Kırklama âdetinin 20. Günde uygulaması halinde 20 tas su kullanılır. Ayrıca anne ve bebeğin “yarı kırkı” çıktı şeklinde nitelendirilir. Çiçeği burnunda taze annelerin doğumdan sonraki ilk 6 haftası lohusalıktır. Yeni doğan bebeğin de bu süreç sonunda kırkı çıkarılır.

Kırk Çıkarma banyosu

Okunmuş suya bazı nesnelerin atılması halinde gerçekleştirilecek olan bu banyoda bebeğin annesi tarafından, aile büyüklerinden birisi özel olarak “kırklama annesi” olarak seçilir. Anneyi ve bebeği yıkayacak olan kırklama annesinin bilinçli ve tecrübeli olması önemlidir. Günün başlangıcında yapılabilen bu banyoda kırklama annesi yoldan gelirken “kırk taş” ve “kırk mevsim çiçeği” getirir. Bunları yeterince sterilize ettikten sonra dualar okunarak banyo suyuna katılır. Suyun içine nazar değmemesi için “nazar boncuğu”, ayı temsil etmek için “gümüş”, güneşi temsilen “altın” yüzük atılır.

Kırklama annesinin abdesti yoksa güzel bir şekilde abdest alır ve duasını ederek bebeği kırk kez banyo suyuna sokup çıkartır. Bu sudan kırk tas anneye ve kırk tas da bebeğe ayrılır. Banyo sonrasında “Su aşağı, boyu yukarı olsun! Su gibi ömrü uzun olsun!” gibi dualarla bebeğin ve annesinin başından aşağı dökülür. Banyo işi bittikten sonra 7 kapıya gidilerek bebek gezdirilir. (Yasemin.com. kadın ve hayata dair. Bebek. 30 Ağustos 2020)

Aileye katılan yeni bireyle anne için artık özel durum söz konusudur. Doğumdan itibaren 6 haftalık bir dönemi kapsayan ve halk arasında “lohusalık” olarak adlandırılan bu yeni dönem hem anne hem de bebek için çok önemlidir.

 

Anne ve bebek bu yeni dönemde birbirlerine sevgi ve şefkat bağıyla bağlanırlar. Bebek annenin kokusuna alışır ve Allah tarafından bir mucize olarak annelere verilen süt ile bebek beslenir. Özellikle ilk sütün birkaç defa bebeğin emmesi için özen gösterilir. Annenin sütü yeterli gelmiyorsa bebeğe mama ile takviye yapılır. Bu süreçte anne ve bebek için özel bir bakım yapılır ve yalnız bırakılmaz. Yeni doğum yapan anneye beyaz iş nevresim yayılır ve “al basmasın” diye başına kırmızı bir kurdele bağlanılır. Komşular bebek görmeye ve gözün aydın demeye gelirler. Yanlarında anneye süt, ayran yoğurt, meyve suyu gibi yiyeceklerle bebeğe de çeşitli kıyafetler getirirler. Yakın akrabalar bebeğe altın bileklik, künye, küpe ve bilezik ya da çeyrek takarlar. Lohusa kadın kırk gün boyunca evden çıkmaz. Evde lohusa lokumu veya tatlı hazırlanır ve gelen misafirlere ikram edilir.(İST.)

 

Anne birkaç gün yatakta istirahate bırakılır. Emzirme ve özel ihtiyaçları dışında yataktan kaldırılmaz. Bebeğe hasta yakınlarından birisi bakar. Lohusa kadının yiyecek ve içeceği de yatağına getirilir. Hatta bazı yörelerde kırk gün bu uygulama devam eder. Benim yengeme kırk gün hizmet edildi. (A.G)

Benim çocuklarım İstanbul’da dünyaya geldiler. Oğlumda Görümcem Rukiye Kuzu (Gökce) yanımdaydı. Allah razı olsun doğumdan önce evimize geldi ve 25 gün yanımda kaldı. Eşini ve çocuğunun birini İzmir’de bırakıp bebeğe ve bana bakmaya geldi. Bu pek çok insanın yapamayacağı bir fedakârlıktı. Kendisine minnettarım. Benim elimi hiçbir şeye değdirtmedi. Yemeklerimizi yaptı ve çamaşırlarımızı yıkadı. Bebeğin 20.si dolunca 20 tane taş bulup yarı kırkını çıkardı. Geçmiş zaman teferruatını pek hatırlamıyorum ama ağzı dualı birisi. Her halde içinden gelen tüm duaları etmiştir.

Büyük kızım Ayşe Selcen’de İzmir’den Kız kardeşim Emine Altaş gelmişti. Ardından en küçüğüm Meliha da geldi. Ama kırk çıkarma yapılıp yapılmadığını hatırlamıyorum. Kardeşim Gönül Altaş da üç çocuğumun doğumunda yanımda bulundu ve bana çok büyük destek oldu. Oğlumu 13 aylıkken kreşe verdiğimiz zaman ben onun ağlamasına dayanamıyordum. Ben hasta gibi olunca bu işi kardeşim devraldı. Allah ondan razı olsun. Benden önce gelip, kreşten çocuğu alıyor ve ben gelene kadar oyalıyordu. Zaten uzun bir süre aynı evi paylaştık. Küçük kızım Merve Aybala’da Kayın anam Emine Gökce ve kayın babam Durmuş Ali Gökce gelmişlerdi. Onlar uzun süre kalmadılar. Kırk çıkarma yapıldı mı yapılmadı mı pek hatırlamıyorum. Eşime kızlarımızın kırkını çıkarıp çıkarmadığımızı sordum. O da “çıkardık” diye cevapladı.

Kırk sayısı Türk toplumun kültür hayatının her sahasında yer aldığı gibi yeni doğum yapan kadının lohusalık döneminde etkili olmuş ve insanları tedirgin etmiştir. Doğumdan sonra kırk gün boyunca aile diken üstünde oturur. Diyarbakır halk inanışında lohusa kadının kırk gün boyunca kabrinin açık, kazma küreğin sırtında olduğu söylenir. Bunun anlamı “kırklı” kadın her an tehlike altındadır. Korunmaya muhtaçtır, görünmeyen farklı varlıklar tarafından öldürülebilir. Bu nedenle sürekli korunmalı ve yalnız bırakılmamalıdır. Kırklı kadını ve bebeği bekleyen en büyük tehlike “al basması veya al karısı” denilen gözle görülmeyen farklı bir canlının anne ve bebeği boğarak öldürmesidir. Halk kültüründe soğan ve sarımsağın cinlere karşı koruyacağına inanılır. (Rezan karakaş, Yrd. Doç. Dr. Diyarbakır’da “Kırklı” kavramı ve Kırk Çıkarma Etrafında oluşan İnanış ve Uygulamalar, s. 4.vd, Türkiyat araştırmaları dergisi, Dergipark ,pdf.)

Genellikle Anadolu’nun bütün yörelerinde bebeğin kırkı, kırk taş suyla çıkarılır. Ancak Diyarbakır yöresinin bazı köy ve kasabalarında farklı uygulamalar da görülmektedir. “Dokuz kırkın”, “yarı kırkın” ve “kırkın çıkarılması” pratikleri doğumdan sonraki kırk günlük sürecin nihayetlenmesi temennisiyle yapılan aynı amaca hizmet eden ritüellerdir. Çocuğun doğumunun 20. Gününde yarı kırkı çıkarılır. Çüngüş’te “dokuz kırkı çıkarma” uygulaması da bulunur. Yarı kırk ya da kırk çıkarma uygulaması şöyle yapılır: Üç Kulhüvallahü ehad ve bir Elham okunan suyun içine gümüş tarak ve altın (yüzük, bilezik vb) atılır. Ardından sağ el, parmak uçları aşağıya bakacak şekilde pençe gibi yapılır ve beşer beşer kırka kadar sayılır. Her sayımda el suya batırılır, çıkarılır. Elin üzerindeki sular sağa sola damlatılıp saçılarak, “kedinin, köpeğin, kurdun, kuşun kırkı kendine, bizimkisi bize” sözleri eşliğinde öce bebeğe, daha sonra da anneye “kırk suyu dökülür. Böylece kırk çıkarma işlemi tamamlanır.

 Diyarbakır yöresinde susuz yapılan kırklama uygulamasında, beşiğin altına bir döşek yerleştirilir. Köyün ileri gelen kadınlarından ikisi beşiğin sağına ve soluna oturur. Sağdaki kadın başı kıbleye gelmek şartıyla çocuğu kucağına alarak; “Sallü salavat sallü Muhammed diyenin akıbeti hayr olsun der ve çocuğu beşiğin altından soldaki kadına yuvarlar. Soldaki kadın, çocuğu hemen beşiğin altından sağdaki kadına yuvarlar. Çocuk üç kez bu biçimde yuvarlanınca kırklama sona ermiş olur.

Kırk çıkarılacağı günün pazartesi ve Perşembe olmasına dikkat edilir. Çarşamba günü kırkı çıkarılmaz. Anne ve bebeğin kullandığı kırk suyu, haram sayılan lavabo veya banyoya dökülmez. Anne ve bebeğin kırkı bir leğen içine alınır ve dışarıda temiz bir yere, toprağa ya da bir ağaç dibine dökülür. Kız çocukları 39. Gün, erkek çocuklar da kırkıncı gün kırkı çıkarılır. (Karakaş, a.g.m.s,11 v.d)

Dinlendik köyünde Kırk Çıkarma ve Kırk Uçurma

Haziran ayında yeğenim Zeynep Güzelbaş’ın (Gökce) bir erkek evladı dünyaya geldi. Adını İbrahim koydular. İsmiyle çok yaşasın ve hayırlı bir evlat olsun. Kurban Bayramı arifesinde çocuğun kırkını çıkartacağını, bu işe beni seçtiğini söyleyince öyle bir heyecanlandım ki tarif edemem. Eşim Sadık Bey de çok heyecanlandı ve “taş toplama işini ben üzerime alıyorum”, dedi. Yeğenim çocuklarına bana “anneanne” eşime de “dede” dedirtir. Bu yaklaşımı bizi çok sevindirir.

Eşim, o gün gelince 40 taş topladı. Sevdiğimiz hoş kokulu bitkilerin çiçek ve yapraklarından topladık. Tokat dövme bakırdan imal edilmiş bir kazana suyumuzu aldık. Çiçekleri, yaprakları ve taşlarımızı su ile iyice yıkadıktan sonra kazanın içine attık. Altın ve gümüş yüzük atmak aklımıza gelmedi, bu ritüeli unuttuk. Bebeğin sırtını yumuşak yere değsin diye bir tane boy havlusunu küvetin içine serdik. Baş kısmını katlayarak yastık gibi yaptık. Sonra bebeği soyarak kıyafetlerini de altına serdik. Eşim suyunu döktü, ben de yıkadım. Başından aşağı suyu dökerken; “Su aşağı boyu yukarı”, “ömrü su gibi uzun ve aziz olsun”, “ahlakı güzel, büyüklerini saygılı ve küçüklerine şefkatli olsun”, “düşmana karşı kahhar, dosta karşı müşfik olsun”, “dinine ve milletine bağlı ailesine karşı muhabbetli olsun”, “kazancı bereketli, Hz İbrahim gibi cömert olsun”, dünya ve ahireti mamur, vatana ve millete hayırlı olsun.” gibi dualar ettik.

Bebeğimizin yıkanma işi bitince annesine sordum. “Seni de yıkayayım mı? “Yok, yenge, sen zaten zor hareket ediyorsun.

Yorulmaman için ben banyomu yapıp da geldim” dedi.

Bebeğimizi havlusuna sarıp yeni alınan tulumunu giydirmeye başladık. Yıkamaya başlamadan önce bebeğe bir bohça hazırlayıp annesine vermiştik. Bebeğin yengesi Çiğdem Gökce küçük İbrahim’in üzerini giydirdi. Bizde soğuk bir şeyler yedikten sonra yedi kapı ev gezmesine çıktık. İlk durağımız Mahut Amcamın oğlu Ali Gökce’nin evi oldu. Gelinimiz Simge eline biraz un alarak bebeğin ağzını ve çenesini unla sıvazladı, “saçı sakalı bembeyaz olana kadar yaşasın” dedi. Burada bir kahve içildikten sonra kafile Yunus abimlere gitti. Ben kafileden ayrılarak evime döndüm.

Bebeğin bohçasına konan hediyeler:

Pamuklu dokuma; tulum takımı, havlu, bozuk para, pirinç, soğan, yumurta, un, tuz, şeker. Pamuklu dokumayı: Sırtı pek olsun diye koyuyoruz. Pirinç veya bulguru kazancı bereketli olsun, şekeri ağzı tatlı olsun, ağzından kötü ve çirkin söz çıkmasın; bozuk parayı demir gibi güçlü bir iradeye sahip olsun; tuzu herkesin hakkını gözetsin, adil olsun; soğan veya sarımsağı cin gelmesin amacıyla koyarlarmış ama ben aile yapısı güçlü, çocukları çok olsun, kök salsın diye koydum. Yumurtayı da cömert olsun, eli açık olsun diye koyuyoruz.

Bir bebeğin kırk çıkarması ve uçurması da böylece son buldu. Allah vatana ve millete hayırlı uğurlu etsin.

 
 
 
Etiketler: Kırk, Çıkarma, ve, Kırk, Uçurma,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Anılarda Erol Güngör
Türk Kültüründe Cemre
Konularına Göre Türkülerimiz
Bir Türkü ve Kahramanları
Ziya Gökalp ve Fikirleri-5
Ziya Gökalp ve Fikirleri-4
Ziya Gökalp ve Fikirleri-3
Ziya Gökalp ve Fikirleri-2
Ziya Gökalp ve Fikirleri
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-15
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-14
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-13
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-12
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-11
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-10
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-9
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-8
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-7
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-6
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-5
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-4
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-3
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-2
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu
SAFA GELDİN A SULTANIM
KÜLTÜR KÖPRÜSÜ ALİ BERAT ALPTEKİN
HEDİYE NİNE
Birer Birer Gidiyorlar
İBRAHİM DÜLGER HOCAYA VEDA
TÜRK KİMLİĞİ ve TÜRKÇE
TÜRK DÜNYASI İLE KÜLTÜR KÖPRÜSÜ (3)
TÜRK DÜNYASI İLE KÜLTÜR KÖPRÜSÜ (3)
TÜRK DÜNYASI İLE KÜLTÜR KÖPRÜSÜ
AZERBAYCAN 20 OCAK OLAYLARININ PERDE ARKASI (3)
AZERBAYCAN 20 OCAK OLAYLARININ PERDE ARKASI (2)
AZERBAYCAN 20 OCAK OLAYLARININ PERDE ARKASI
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (10)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (9)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (8)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (7)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (6)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (5)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (4)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (3)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (2)
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
GÖNLÜM BEYŞEHİR’DE KALDI
RAMAZAN DEMEK YARDIMLAŞMAK
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
19
12
1
1
6
8
2
Trabzonspor
18
16
0
3
5
8
3
Beşiktaş
17
18
2
2
5
9
4
Hatayspor
16
16
2
1
5
8
5
Altay
15
15
3
0
5
8
6
Fatih Karagümrük
14
14
2
2
4
8
7
Galatasaray
14
13
2
2
4
8
8
Konyaspor
14
12
0
5
3
8
9
Alanyaspor
14
8
2
2
4
8
10
Adana Demirspor
12
14
2
3
3
8
11
Kayserispor
11
10
3
2
3
8
12
Gaziantep FK
11
10
3
2
3
8
13
Sivasspor
9
11
3
3
2
8
14
Başakşehir FK
9
11
6
0
3
9
15
Antalyaspor
8
8
4
2
2
8
16
Kasımpaşa
6
8
4
3
1
8
17
Yeni Malatyaspor
6
7
6
0
2
8
18
Göztepe
5
7
5
2
1
8
19
Giresunspor
5
3
5
2
1
8
20
Çaykur Rizespor
1
6
7
1
0
8
EMRE ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv