Telefon
WhatsApp
YAV NASIL OLUR?
300 X 250 Reklam Alanı

Olur. Çünkü fiziksel olarak nasıl ayrı ayrı görünümlere sahipsek, karakter olarak da farklı özelliklere sahibiz. Hatta dünyada ne kadar insan varsa o kadar farklı insandan bile söz etmek mümkün.

Birimiz sevdiği bir şeyden diğerimiz nefret edebilir.Birimiz bir şey için canımızı feda etmeye gönüllü iken diğerimiz o şey için  kılını vermeyebilir. Gecenin derinliğinde hilali seyretmek benim için doyumsuz bir zevkken senin için bu, bir hiç olabilir. Bu farklılığa ne senin ne de benim itiraz hakkım olamaz. Dolayısıyla herkesten kendimiz gibi düşünmesini beklemek dünyamızı daraltmak ve hayatı çekilmez kılmak olur.

Çevremizde olup bitenlere bakarsak, daha açık bir ifadeyle dargınlıkları, kavgaları ve düşmanlıkları araştırırsak temelinde farklı düşünce ve davranışlara karşı tahammülsüzlüğün, hoşgörüsüzlüğün ve çekememezliğin yattığını buluruz. Konuşurken hepimiz noksanlıklardan münezzeh kılınmış kişi edasıyla konuşuyoruz. Kendimizi kusursuz gördüğümüz için başkalarında kusur bulmakta zorlanmıyoruz.  Bu kişilik felaketi toplumumuzu öylesine sarmıştır ki; birilerinin kusurlarının konuşulmadığı beraberlikler yok olmuştur. Nereye uğrasanız orada mutlaka birilerinin çekiştirildiğine şahit olursunuz. Adeta insanların bundan başka mevzusunun kalmadığını düşünürsünüz.

Beraber yaşamak, birinin diğerine mahkum olması demek değildir. Toplumsal yaşamda da böyledir. Çoğunluğun azınlığa hükmetmesi değildir yaşamak; anlamak, hoş görmek ve tahammül edebilmektir. Başkasının da kendisi gibi düşünmesini sağlayabilmek o kişiyi kendisine mahkum etmeksizin düşüncesine ve prensiplerine sadakati ile mümkündür. Bundan öte yapılacak tüm fiiller aksi tesirden ibarettir. Bu da kaş yapmaya çalışırken göz çıkarmaya yönelmiş bir harekettir.

Özellikle ailede çocuklar üzerinde oluşturulan baskılar çocukların doğruya ve güzele olan meylini pekala önleyebiliyor. Bilinçsiz ebeveynin aceleciliği ve gözü karalığıyla çocuklar iyinin düşmanı olabiliyorlar. Bu olumsuzluklarda da çocukları kendimiz gibi düşünmeye zorlama inadımız yatıyor. Bu çocukların başı boş bırakılması anlamına gelmiyor. Aksine çocukların doğruyu bulmada ve doğrulara sahip çıkmada iradesini kullanma meziyetini kazandırma gayretleri şeklinde  anlaşılmalıdır. Ailemizde ve toplumumuzda doğrulara sahip çıkma basiretini gösterdiğimizde o doğrular  bize daha nice doğruları öğretecektir. O doğrulardan biri de kusursuz dost arayanın dostsuz kalacağıdır.

Bugün başkalarının kusurlarını mevzu bahis yapanların hala konuşacak birilerini bulması bu doğruyu yalanlamıyor.  Toplumumuzda aynı zamanda dostluğun da hüküm sürdüğünü ortaya koyuyor.Seninle olduğunda beni, benimle olduğunda seni çekiştiren insanların oluşturduğu bir toplumda dostluğun varlığından söz etmek mümkün mü ve dostsuz  bir hayatta mutluluğu yudumlamak kolay mı?  İnsanımızın bu mutsuzluğu yaşamıyor olması doğru değildir. Doğru olan mutsuzluğa paralel olarak dostsuzluğun öldürülmesi yolunda edilen inattır. 

Bu inadın bitmesi mutluluğun başlamasına yetmeyecektir. Ancak hoşgörü ve tahammülü benliğimizle özdeştirip kendi kusurlarımıza yöneldiğimizde ideal toplum olma yoluna girmiş ve mutluluğa da göz kırpmış olacağız.

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!